Cyclist Türkiye

LEVENT DENİZCİ

LEVENT DENİZCİ

Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dahil bazı Arap ülkelerinin Katar ile ilişkilerini kesmesi sonucu, Körfez bölgesinde giderek artan gerilim, Amerika ve Kuzey Kore arasındaki tehlikeli yakınlaşma ve bunun sonucu dünyada daha gür bir sesle dille getirilmeye başlanan yeni bir nükleer savaş riski... Liste ne yazık ki uzayıp gidiyor. Tüm bu endişe verici gelişmelerin bisiklet dergisiyle ne alakası olduğunu düşünebilirsiniz, haklısınız da ama dünyayı mutlu insanların yaşadığı bir yere dönüştürmek için ihtiyacımız olan tek şey belki de bir bisiklet, ve buna ek üç adet toptur; en azından söz konusu Levent Denizci'yse.

33 yaşında peyzaj mimarı olan Levent Denizci, kendini bir jonglör sanatçısı olarak tanımlıyor. Ve eğer yaşınız Sermet Erkin'i ekranlarınızın başında izlemeye yetecek kadar şanslıysanız, jonglörün ne anlama geldiğini zaten biliyorsunuz demektir. Öyle ki Levent Denizci'nin de jonglörlük ile ilk tanışması, bir döneme damgasını vuran sihirbaz, illüzyonist, tiyatro oyuncusu ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu Sermet Erkin'i televizyon ekranlarında izlemesiyle olur. "Jonglörlük benim için çocukluk ilgisiydi. İlk kez Sermet Erkin'in illüzyon gösterisinde görmüştüm. Hileli bazı gösteriler yapıyordu, fakat toplarla yaptığı gösteri tamamen gerçekti. Hafızamda yer eden de bu gösteri oldu."

undefined

Sözlük anlamıyla jonglör; belirli sayıda nesneyi havaya atıp tutan, bu esnada en az bir adet nesnenin havada olmasını sağlayan kişiye deniyor. Denizci'nin, adının jonglörlük dahi olduğunu bilmeden yaptığı ilk denemeleri ise tahmin edileceği üzere portakallarla olur. Bu uğurda ciddi sayıda portakalı heba eden Denizci, son olarak çareyi, o dönem evdeki sahte meyveleri kullanmakta bulur. İlerleyen zamanla birlikte Akdeniz Üniversitesi'nde eğitimine başlayan Denizci, burada jonglörlüğe ciddi bir ilgi olduğunu görür. Özellikle üniversitede jonglörlük kulübünün kurulmasıyla ilgi Denizci'nin deyişiyle çığ gibi büyür. "O dönem durmadan bahar şenliklerinden, etkinliklerden gösteri yapmamız için davet alırdık. İlgi artınca, haliyle jonglörlüğe daha bir şevkle yaklaşmaya başladım. Üniversite zamanında jonglörlüğün profesyonel toplarının olduğunu ve insanların bu toplarla ciddi kombinler yaptığını gördüm. Arkadaşım Okan Kuzer Çadır bana her gün bir hareket gösteriyordu."

Üniversite yıllarının sonrasında jonglörlüğe ilgisi azalan Levent Denizci, Avrupa seyahatlerinden birinde top çevirerek koşan bir adam görür. Tam da koşuya yeni başladığı zamanda gelen bu tesadüf, Denizci'nin zihninde yeni bir kapı açar. "Çocukluğumdan beri jonglörlük deneyimim olduğu için biraz uğraşınca koşmayla ikisini birleştirmeye karar verdim" diyen Denizci, antrenman dönemine girdikten sonra ilk iş olarak, Antalya'da düzenlenen yarı maratona katılır. Burada 10km'yi iki saate yakın sürede tamamlayan Denizci, gördüğü ilgiden çok memnun kalır. "Benimle koşanlar bile beni desteklemeye başlamıştı, bu kadar ilgiyi görünce ben de işe daha fazla bağlandım."

undefined

Levent Denizci, koşarak top çevirmenin çok ilgi çektiğini görünce, katıldığı yarışlarla ayakları yere basan bir sosyal bağ kurmak ister ve 2014 yılında fark ettiği Tohum Otizm Vakfı'nın kapısını çalar. Amacı katıldığı maratonlarla otizme olan farkındalığı arttırmaktır: "O zamanla Tohum Otizm Vakfı'nın benimkine benzer bir tanıtım çalışmaları yoktu. 2014 yılında onlar için böyle bir çalışma yaptığımda, bu vakıf için de bir çıkış noktası oldu. Şimdi ise bu sayede vakıf çok daha fazla insan tarafından desteklenen bir oluşuma dönüştü."

Jonglörlük ile haşır neşir olan herkesin daha fazla ne yapabilirim diye ekipman arayışı içine girdiğini belirten Denizci'nin ateş üflemeye kadar giden arayışı, en son bir arkadaş grubu içinde gördüğü unicycle ile noktalanmış. Temelde tek teker üstünde pedal çevirerek ileri ve geri gitmenizi sağlayan sistemi deneyecekler için Denizci bir dizi tavsiyelerde bulunuyor: "İlk binildiğinde ciddi önlemler alınmalı. Yalnızca kask değil, dizlik dirseklik ve hatta bileklik ile tüm eklemler koruma altına alınmalı. İdeali, elinizle iki taraftan da tutunabileceğiniz bir yerde başlamaktır." Bir süre sonra yaptığı her şeyi top çevirerek de yapabilmenin hayalini kuran Denizci, bu durumu, "Hayatınızın her anına aktarmak istediğiniz bir uğraş" olarak açıklar.

undefined

İlk maratonunu bitirmesinin ardından Denizci, sınırlarını aşmak ve nereye kadar gidebilirim diye görmek için kendine triatlon hedefi koyar: "Bildiğiniz gibi triatlon üç branştan; yüzme, koşma ve bisikletten oluşan bir disiplin. Bu doğrultuda ben de uzun mesafeler kat etmeye yönelik çalışmalara başladım. Yüzerken, sırtüstü yatarak gideceğim. Fakat bisiklet için belirli sınırlamalar var ve şu an bunun izinlerini almaya çalışıyorum."

Bu hedef doğrultusunda İTÜ spor salonunda antrenmanlarını sürdüren Levent Denizci, İstanbul triatlonu öncesi İstanbul ve Berlin yarı maratonlarına katıldı. Geleceğe dair en büyük hedefi ise Ağustos ayında yapılacak İstanbul Triatlonu’nu, sprint kategorisinde üç top çevirerek tamamlamak.

Belki dünyadaki tüm problemlerin çözümüne ne bisikletin ne de üç topun gücü yetecek, ama eğlenceli karakteri ve pozitif enerjisiyle Levent Denizci, hayata daha mutlu bir pencereden bakma konusunda aklımıza şu Çin Atasözü'nü getiriyor; "Bin kilometrelik bir yolculuk, tek bir adımla başlar

undefined

Bu yazı ERMAN ÖNER tarafından yazılmıştır.|15 Haziran 2017