Cyclist Türkiye

FELICE GIMONDI

FELICE GIMONDI

Cyclist Türkiye: Bisikletle olan ilişkiniz nasıl başladı?

Felice Gimondi: Benim bisiklet öyküm, Bergamo yakınlarındaki küçük bir köy olan Sedrina’da başladı. Küçüklüğümden bu yana bisiklet sürmek istemişimdir ancak ailemde fazla para olmadığı için köy içinde futbol oynamaya başladım. Bir süre sonra babam, yalnızca köy içinde binebilmem için bir bisiklet aldı. Büyüyünce, köy içinde postaları dağıtan annemin kullandığı bisikleti kullanmaya ve onun için çevredeki dağlık bölgelerde posta dağıtmaya başladım. Babamın bir kamyonu vardı ve nakliyat işleri yapardı. Bir gün bana, müşterilerinden birinin ona borcu olduğunu ve iş için gittiğimizde bu borcu öderse bana yeni bir bisiklet alacağını söyledi. O gün şanslıydım; müşteri ödemeyi yaptı ve ben de ikinci el bir bisiklet sahibi oldum. O gün bisikletle eve dönmüştüm. Sonrasında, Salvarani takımıyla profesyonel olana dek, Sedrinese isimli yerel takımımız için sürdüm. Kariyerim boyunca yalnızca üç takım için yarıştım; altı yıl Sedrinese’de, yedi yıl Salvarani’de ve altı yıl Bianchi’de.

Cyc: Bugün yarışıyor olsaydınız, performans olarak kendinizi nerede görüyor olurdunuz ve hangi kulüpte yarışırdınız?

FG:Hangi kulüpte? Umarım Bianchi takımı olurdu ve umarım böyle bir takım var olurdu. Takım olmasa dahi bir Bianchi ile yarışmak isterdim çünkü 1963’ten bu yana bu bisikletlere biniyorum. 1963 yılında Salo’daki dünya şampiyonası katılım elemelerine gitmiştim. Yarıştan sonra babamın arabasının yanında üzerimi değiştirirken birisi bana seslendi ve Bianchi ile yarışmak ister misin diye sordu. O kişi, Fausto Coppi’nin takım menajeri olan Pinella De Grandi’ydi. Pazartesi sabah erkenden Milano’daydım ve henüz açılmamışken fabrikanın kapısında bekliyordum. O gün bu gündür Bianchi ile birlikteyim.

Cyc: Yıllar içinde bisiklet yarışlarının çehresi değişti. Bugün yarışıyor olsanız benzer sonuçlar elde edebileceğinizi düşünür müsünüz?

FG:Bugün yeni teknolojiler herkese açık. Bu eskiden de böyleydi ve hep böyle olacak. Tabii ki bugün genç olsam benzer sonuçlar elde ederdim. Unutmayın ki Gran Premio delle Nazioni’deki 80 kilometrenin en iyi derecesini yirmi yıl boyunca elimde tuttum: 47km/s ortalama. Bu dünyanın en iyi onbeş bisikletçisinin seçildiği bir yarıştı ve günümüzdeki Dünya Zamana Karşı Şampiyonası’ndan daha büyük öneme sahipti. Ne kadar iyi ya da hangi seviyede olabileceğimi söyleyemem. Ancak o zamanın bisikletleri için 47km/s ortalama mükemmel bir zaman ve bir de bugünün teknolojisi ve bilimsel antrenman yöntemleriyle oldukça iyi yarış çıkarabileceğimi düşünüyorum. Üstelik Merckx gibi bir rakibimin olmayışı da iyi bir avantaj olurdu.

Yeni teknolojiler hızları yükseltiyor ama yine de zamana karşıda bugün için dahi oldukça güçlüydüm. 90 kilometrelik Castrocaro’yu beş defa, Il Gran Premio delle Nazioni’yi iki defa, Lugano’yu iki defa ve elli yıldır düzenlenen büyük İtalyan yarışı Trofeo Baracchi’yi iki defa kazandım. Ağırlık önemli bir faktör. Bizim dönemimizde bisikletler 10 kilogramdan fazlayken, günümüzdekiler 5,5 kilograma kadar düşmüş durumda. İyi yuvarlanan yüksek profilli setler yerine, dümdüz bir çemberden oluşan jantlar kullanıyorduk. Ancak eski bisikletleri yokuş aşağı kontrol etmek daha rahattı. Günümüzdekiler o kadar rijit ki hataya yer bırakmıyor. Dönüş hareketini biraz fazla uygularsanız kendinizi yolun dışında bulabiliyorsunuz.

undefined

Cyc: “Keşke hiç yapmasaydım” dediğiniz bir an oldu mu?

FG: Çok fazla ve büyük şeyler değil çünkü ben bisikleti sezgilerimle kullanırdım. İsviçre Turu’nda bir hata yapmıştım ve bugün hala üzgünüm. O yıl ( 1965 ) İsviçre Turu’nda zamana karşı etabı yoktu ve yarışın kraliçe etabı tırmanışla zirvede bitiyordu. Bu yüzden yarışı kazanmak için kendimi epey zorluyordum. Bitossi (Franco) tırmanışı normal bir tempo ile birlikte bitirmeyi önerdi ve finişte sprint atmayacağına dair söz verdi. Ben de zaman farkını açmak üzere yalnız gitmeyi denedim ama başaramadım.  Bitossi de haklı olarak finişi sprintle aldı. Böylelikle hem kendime bir hasım ednimiş, hem de İsviçre Turu’nu kaybetmiş oldum. Eğer kazansaydım sezonun dört büyük turunu galip olarak bitirmiş olacaktım; Fransa Turu, İtalya Turu, İspanya Turu ve İsviçre Turu. Bugün hala kendime “bunu yapmamalıydın diyorum”.

Cyc:Yarıştığınız yıllarda ortada Merckx gibi biri olmasaydı kaç Giro ya da TdF kazanırdınız?

FG: Her zaman derim; Merckx’in, benim de en güçlü olduğum 24 yaşında beş TdF, beş Giro, yedi Milan-San Remo,  beş Liege-Baston-Liege ve üç dünya şampiyonası kazandığını göz önünde bulundurursak, farazi konuşmadan, ben de tıpkı Coppi gibi beş Giro ve iki TdF kazanabilirdim. Merckx gibi birinin varlığı benim yarışma biçimimi koşullandırıyordı. O varken eskisi gibi kafama eseni yaparak yarış kazanamıyordum ve yarışma biçimimi değiştirmek zorunda kalıyordum. Birgün ona, yarışmayı bırakmadan önce onu bir etaplı yarışta, bir zamana karşıda ve tek günlük bir yarışta yenmek istediğimi söylemiştim. Sonunda, 1976 yılında Giro’yu kazandım. Ayrıca yaşlı sayıldığım bir zamanda Dünya Şampiyonluğu’nu ve Forte dei Marmi’de zamana karşı etabını kazandım.

Merckx Dünya Şampiyonası’nı dördüncü bitirdi çünkü yarışa çok yorgun gelmişti. Eğer dinlenik olsaydı o yarışı kazanırdı çünkü önde domestiği Marten vardı.

Arkadan geldiğimi görünce Marten beni bloke etmeye çalıştı ama onu geçtim ve kazandım.

Cyc:1965’teki Tour de France zaferinizden, Marco Pantani’nin 1998’deki galibiyetine kadar geçen sürede hiçbir İtalyan TdF şampiyonu olmadı. Bu durumun nedeni sizce ne olabilir?

FG: O dönemde favori adayımız yoktu, ancak Tour’un çok meşakkatli ve zor olduğunu belirtmemiz gerek. Tour çok hızlı başlar ve takip eden 23 gün de öyle devam eder.

Cyc: Tour de France Giro D’Italia’dan daha mı zordur?

FG: Giro d’Italia taktiklerle kazanılabilir, tırmanışa enerjinizi saklayarak varabilir ve maksimum eforla başlayabilirsiniz. Tour’da ise başlangıcı büyük bir gayretle yapıp asla durmamalısınız, ayrıca bir de kazanma sorunu var tabii.

Cyc:  Giro d’Italia İtalyan olmayan sporcular tarafından biraz görmezden mi geliniyor?

FG: Tour’un değeri 100, Giro’nun değeri 50 ve Vuelta’nın değeri 30 diyelim. Bundan dolayı herkes Tour’a katılmak istiyor. Ek olarak Fransa Avrupa’nın göbeğinde, ayrıca iyi pazarlanıyor. Tabii ki organizasyon seviyesi çok yüksek. Dünya’nın her yerinden gazeteler ve televizyon kanalları geliyor. Giro da gayet iyi ancak Tour daha çekici.

Cyc: Pantani hakkında konuşmaya başlamadan önce, onunla ilişkiniz nasıldı?

FG: Marco ile bir süre bağlantım oldu. Bir dönem Pantani’nin takımı olan Mercatone Uno, Brescia’da bir alışveriş merkezi açacaktı. Genel menajerleri beni arayıp görüşmek istediğini söyledi. O ve La Gazzetta dello Sport direktörü Candido Cannavo’yla buluştum. Benden Pantani’yle çalışmamı istediler çünkü onu yönetmekte zorlanıyorlardı. Kabul ettim ancak zordu. Sürekli olarak neye karar verdiyse onu yapmak istiyordu, önerilere açık değildi. Elimizde zor bir karakter vardı, fakat tırmanışta öyle harika şeyler yapıyordu ki seyircilerde heyecan ve coşku yarattığı kesin. Zor olduğunu söylerken kastettiğim şey oldukça aksi bir karaktere sahip olmasıydı. Örneğin yemeğini takımla birlikte değil de odasında tek başına yerdi. Takım halinde yemek yarışçılar arasında daha iyi bir ilişkinin oluşmasını sağlar. Orada bir şeyi neden yaptığınızı ya da neden takım arkadaşlarınıza kızdığınızı açıklayabilirsiniz. Örneğin; öfkeli veya zorlayıcı olduğum zamanlarda, bağırdığım ve onları azarladığım günlerin sonunda yine birlikte akşam yemeği yediğimiz, içtiğimiz ve gülüp eğlendiğimiz takım arkadaşlarım vardı benim. Ayrıca yemek sırasında; o gün sonuncu sırada, ortalarda veya önde olanlarla alakalı fikir alışverişinde bulunur, aramızdan kim rakiplerimize karşı zor durumda kalmış anlamaya çalışır ve bir sonraki günün programını yapardık. Ancak eğer tek başınıza yerseniz, paylaşımda bulunamaz ya da bu bilgilere sahip olamazsınız. Takım çok önemlidir, hatta eğer işin sonunda kazanmak varsa daha da önemlidir. Örneğin geçen sene Hollanda’da, Nibali’nin başından geçen ve beni çok şaşırtan bir şey oldu: Deniz seviyesinin altında tek başına, hiçbir takım arkadaşı olmaksızın ilerlerken lastiğini patlattı ve orada Tour de France’ın ilk etabını kaybetti.

Yarıştığım dönemde, rüzgarlı günlerde takımımı her zaman yanımda görmek isterdim; ayrıca yanımda sürekli benim boyuma yakın bir takım arkadaşımın olmasını isterdim ki kaza geçirdiğimde veya lastik patlattığımda bisikletimi onunkiyle değiştirebileyim. Hatta liderken, Pembe mayo üzerimdeyken, yanımda hep biskletimin tıpatıp aynısıyla yarışan Cavalcanti’yi bulundururdum.

Cyc: 6 Haziran 2001 San Remo, Giro zamanı… O gece hakkında neler hatırlıyorsunuz?

FG: Problemin kaynağı San Remo’dan, yani NAS’ın (İlaç konusunda uzmanlaşmış Özel Polis) olaya dahil olduğu yerden çok, Pantani’nin diğerlerine birkaç dakika fark atarak kazandığı Madonna di Campiglio’daydı. Orada, karakteri yüzünden bir hata yaptı. Pantani hiçbir doping veya ilaç kontrolünde pozitif çıkmamıştı, ancak hematokriti genellikle yüksekti. Erken uyanması, doktora görünmesi ve su içmesi sonuçların doğru çıkması için yeterli olacaktı. Bir başka hatası sürekli kazanmak istemesiydi. Sadece düşman edinmek yerine birkaç arkadaşa daha sahip olmak için, zaman zaman başkalarının da kazanmasına izin vermeniz gerekir. Dünkü örnekte olduğu gibi; Kruijswijk üzerinde pembe mayo varken Valverde’nin etabı kazanmasına izin verdi. Valverde kazanmaya yakın bir isimdi elbette, ancak Kruijswijk sprinte kalkmayarak finiş çizgisini Valverde’nin birinci sırada geçmesine izin verdi. Son etaplarda Kruijswijk’ın ihtiyacı olursa, Valverde ona yardımcı olabilir ve bu durum çok etaplı yarışlarda, büyük turlarda normaldir. Birinin yarış lideri olduğu iki kişi öndeyken, eğer lider akıllıysa diğer bisikletçinin kazanmasına izin verir.

undefined

Cyc:  1965’te, Salvarani takımı ile birlikte Vittorio Adorni’ye yardım etmek için Tour de France’a gitmiştiniz. Adorni’nin yaşadığı sorunlardan sonra önce takım lideri, sonra da genel klasman birincisi olmuştunuz. Bunlardan sonra takımdaki atmosfer nasıldı? Adorni’yle ilişkileriniz nasıldı?

FG: Aynı sene Giro d’Italia’da, Saas Fee’de başlayıp Madesimo’da biten 19. etap sırasında, ikinci tırmanışın bitimiyle birlikte 6 kişilik bir kaçış grubunun içerisinde yer almıştım. Bununla birlike 2,5 dakikalık bir avantaj yakaladım. Daha sonrasında, Salvarani Takım Menajeri Pezzi geldi ve Adorni’yi beklemem için beni durdurdu; o Giro’yu genel klasman 3.lüğüyle bitirdim.

Adorni’yi beklemeseydim 1965 Giro d’Italia’yı kazanabilirdim, en kötü ihtimalle de ikinci olurdum çünkü Zilioli’den 40 saniye zaman kazanmıştım.  

Cyc:  Sonrasında Adorni ile ilişkiniz hep iyi miydi?

FG: Evet, her zaman iyiydi çünkü Salvarani’ye lider olarak değil, takımın bir üyesi olarak gitmiştim; tabii sonrasında Tour de France’ta takım lideri de oldum ve tüm takım bana yardım etti. Her halükarda takım menajerleri benim kim olduğumu anlamışlardı. Bana Adorni’den daha yakınlardı ve beni destekliyorlardı. Aslında Vittorio ile aram hala iyi, aynen Merckx ile olduğu gibi. 15 gün önce birlikte bir televizyon programındaydık; bana seçmem gerekse hangi bisikletçiyi seçeceğimi sordular, ben de Merckx dedim, çünkü o her zaman galipti.

Cyc: Bugün gençler arasında favori bisikletçiniz hangisi?

FG: Genç denince aklıma Nibali gelir, ancak bu Giro’da kötü bir başlangıç yaptı ve tırmanışta sürekli olarak zaman kaybetti. Roccaraso’da %5-6’lık eğime sahip tırmanışta önce atak yapıp öne geçti, sonra diğerleri tarafından geçilip geriye düştü. Eğer kendinizden emin değilseniz diğerlerini takip etmek daha iyidir. Gerçek şampiyon asla sonrasında kendisine yarışı kaybettirecek atağı yapmamalıdır.

Benim favorim aslında, yine bir Bianchi’yle yarışan şu genç Hollandalı Kruijswijk. Çünkü geçen sene kimse onu tanımazken, Giro’da Mortirolo’yu Contador’dan önde geçti ve son hafta boyunca Contador’dan daha hızlıydı. Kolombiyalı Chavez’i de beğeniyorum. Bugün düşününce podyum Kruijswijk, Chavez ve Valverde’den oluşabilir, ancak hala 3 etap var ve pek çok şey değişebilir. Valverde birkaç etapta sıkıntı yaşadı, fakat Giro ona Tour’dan daha uygun, çünkü dinlenmek için daha çok fırsatınız olur ve tırmanışta Valverde, geçilmesi zor bir engel. (Bu söyleşinin ardından takım arkadaşlarının da yardımıyla zaman farkını kapatan Nibali, 2016 Giro’yu şampiyon olarak bitirdi.)

undefined

Cyc:Sagan hakkında ne düşünüyorsunuz?

FG: Sagan bence harika bir bisikletçi, biraz gösteriş meraklısı ama gayet iyi. Geçen sene birçok kez ikinci oldu, neden? Çünkü ne zaman 5-6 kişilik kaçış grubu oluştuysa Sagan oradaydı, kimse grubun önünde çalışmadı ve ona yardımcı olmadı. Bu sene geçen seneki çalışmalarının karşılığını alıyor, Ronde van Vlaanderen’i ve birkaç başka yarışı kazandı bile. Ayrıca Tour’da 5 veya 6 etap kazanabilir. Geçen sene Dünya Şampiyonası’nda gayet iyi yarıştı. Diğerlerini geride bırakmaya karar verdiği zaman bunu yaptı. O daha çok tek günlük yarışların adamı.

Cyc: Genç sporculara tavsiyeniz nedir?

FG: Yarışçılarıma her zaman az laf çok iş diyorum. Bahaneleri kabul etmiyorum. Eğer iyi değillerse evde oturmaları daha iyidir. Şu an Bianchi Dağ Bisikleti Takımı’nın menajerliğini yapıyorum.  6’sı erkek 1’i kız olmak üzere 7 tane çok iyi sporcum ve bir de Dağ Bisikleti Okulum var. Neden dağ bisikleti? Çünkü ebeveynler çocuklarının yarışmasını problem etmiyorlar, izin veriyorlar; ancak yol bisikletinde trafikle alakalı sıkıntılar yüzünden durum böyle değil. Yol bisikletinde daha büyük bir sorumluluk alıyorsunuz. Her sene 8-15 yaş arası yaklaşık 40 çocuk okuluma geliyor. Örneğin, Gençler Dünya Şampiyonu ve 23 yaş altı Dünya Şampiyonu olan bir sporcum ile birlikte geçen ay bir yarışa gittik ve yarışı 72. sırada tamamladı. Onu hemen bir kenara çekip, eğer bir yarışa geliyorsa tamamen odaklanmasını ve eğer iyi hissetmiyorsa evde kalmasının daha iyi olacağını söyledim.

Cyc: Bize Gimondi Gran Fondo’dan bahseder misiniz?

FG: Gimondi Gran Fondo’ya 20 yıl önce başladım. Bu yıl, İtalya’da bisiklet kullanımını, en azından Bergamo’dakini tekrardan yükselişe geçirmek, bisiklet kullanımını teşvik etmek için çıktığımız yolda 20. yılımızı kutluyoruz Düşünün daha geçen hafta burada, Bergamo’da 4.000’den fazla bisikletçiyi ağarladık. 162 km, 129 km ve 89 km olmak üzere üç kategoriye ayırdığımız yarışın bütün etapları Bergamo dağları çevresinde koşuldu. Aynı gün Bergamo’nun futbol takımı Atalanta’nın birçok taraftar önünde maça çıktığını düşünün bir de. O maç olmasa katılımcılarımız çok daha fazla olabilirdi. Yine de sonuçtan memnunum.

Cyc:Daha önceden, 50 yılı aşkın süredir Bianchi ile birlikte olduğunuzu söylemiştiniz. Şu an Bianchi’lerin yarışlar için kalitesini nasıl buluyorsunuz?

FG: Bianchi harika bir bisiklet ve yoldan gelen darbeleri emmek üzere tasarlanmış özel bir karbonfiber yapıya sahip. Ayrıca oldukça dayanıklı. Yarış bisikleti kullanan insanlar Bianchi’nin kalitesini anlıyorlar ve satın almaya hazırlar. Bence, Bianchi bugün varolan en iyi yarış bisikletlerinden bir tanesi.

Bu yazı GIULIANO PERGREFFI tarafından yazılmıştır.|12 Mayıs 2017