Cyclist Türkiye

VELOTURK GRAN FONDO ÇEŞME

VELOTURK GRAN FONDO ÇEŞME

Fotoğraf: Bora Mercancı

Veloturk beş arkadaştan oluşan bir sosyal sorumluluk projesi olarak doğdu. 2014 ve 2015 yıllarında yurtdışında amatörlere açık olan bisiklet yarışlarına katılarak sponsorlarımıza görünürlük sağladık ve toplamda 2500 çocuğumuza bisiklet kazandırdık. Soma, Bitlis, Muş, Tatvan, Nevşehir, Elâzığ ve Zonguldak’ta Milli Eğitim Müdürlüklerinin belirlediği, yedi ile 15 yaş arası ihtiyaç sahibi çocuklara bisiklet hediye ettik. Kurumsal sponsorluklar dışında, kişisel olarak da destek olmak mümkün. Veloturk‘ün satışa çıkardığı bisiklet mayoları ve tişörtleri satın alarak projeye katkıda bulunabilirsiniz.

Veloturk’ün yazılı olmayan misyonlarından biri de ülkedeki bisiklet kültürünü yaymak. İki sene boyunca gittiğimiz yarışlarda çok güzel şeyler yaşadık. Oradaki ambiyans, yarış öncesi ve sonrası arkadaşlık, rekabetin çok yakıcı olmaması ve centilmenlik hep kalbimizi yumuşattı. Türkiye’de ise yol yarışları hemen hemen sadece federasyon yarışlarından ibaret olduğu için, Gran fondo tecrübesini ülkedeki bisiklete binen kitleyle paylaşmak istedik. Bunun da yolu elbette Gran fondo düzenlemekten geçiyordu. 2015 Eylül’ünde Argeus Travel işbirliği ile Ürgüp’ten başlayan ve Erciyes Dağı zirvesinde sona eren Veloturk Gran Fondo’yu düzenledik. 2016 Eylül’ünde bu defa Kayseri merkezden başlayan, Tomarza’ya uğrayarak yine Erciyes Dağı zirvesinde biten ikinci Veloturk Gran Fondo organizasyonunu yaptık. İlk yarışa dört yüz elli, ikinciye ise 15 Temmuz ve iptal edilen yıllık izinler nedeniyle yaklaşık dört yüz kişi katıldı. Çok küçük aksaklıklar dışında da katılımcılardan çok iyi geri bildirimler aldık. Onlar bize organizasyonun kalitesi için, biz de yarışçılara projemize destek oldukları için karşılıklı teşekkür etmekten bir hal olduk.

Veloturk Gran Fondo Çeşme ülke sınırları içinde düzenlediğimiz üçüncü yarış. Yarış dışında programda çocuklara yönelik güvenli bisiklet sürüş eğitimi, bisiklet teknolojisindeki yenilikler ve sağlık konularındaki söyleşiler ile bisiklet fuar alanı yer alacak. Düzenlediğimiz her yarışta olduğu gibi Gran Fondo Çeşme’de de kayıt ücretlerinin tamamını kullanarak Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara bisiklet ulaştırmayı hedefliyoruz.

undefined

“Gran fondo” İtalyanca “büyük sürüş” anlamına gelen bir kelime. Amatörlere açık bisiklet yarışları için kullanılıyor. İki ya da üç değişik zorluk derecesinde parkur düzenleniyor ve genellikle trafiğe kapalı karayollarında bireysel veya takım halinde yarış yapılıyor. Türkiye’de bu tip yarışlar ancak yerel yönetimlerin desteği ve isteğiyle mümkün. Mülki idare istemezse yolları kapatmak mümkün değil. Bu nedenle her zaman kendi yarışmak istediğimiz yerleri değil yerel yönetimlerin istekli olduğu yerleri seçiyoruz. Çeşme ise bu açıdan biraz farklı oldu. Biz 2016 yarışlarımızdan birini Haziran gibi Tekirdağ’da düzenlemek istiyorduk ama yolların kapatılamayacağı, biraz geç de olsa, bildirilince yeni bir yer aramaya başladık. İlk Erciyes Gran Fondo’suna katılan ve çok beğenen bir Çeşmeli sayesinde hem belediye hem de kaymakamlıkla çok çabuk ve sonuç alıcı bir dizi toplantı yaptık ve yeşil ışığı yaktık. Böylece İzmir gibi bir büyük şehrin hemen dibinde yarış düzenleyecek, belki Yunan Adaları’ndan bile yarışçı gelecek hem de Türkiye’nin en gözde tatil bölgelerinden biri sezon dışında da hareketlenecekti.

11. yüzyıl sonlarında Çaka Bey tarafından Osmanlılara geçen Çeşme, II. Beyazıt zamanından kalma kalesiyle dikkat çeken de bir yer. Ayrıca meşhur Osmanlı-Rus Savaşı döneminde 1770’de büyük bir deniz savaşına da sahne olmuş Çeşme. Sadece ‘beach club’lar yok yani. 100 yıl öncesine kadar nüfusun yüzde 90’ı Rum iken mübadeleler ve 1960’lardaki Kıbrıs gerginliği sonrası Rum nüfus oldukça azalmış. 1965’de 10.000’e kadar inen nüfus bugün 40.000 civarında.

 undefined

Peki Çeşme’nin adı nereden geliyor?

Kültür Bakanlığı internet sitesinden alıntılayalım: “Çeşme, şifalı sıcak suları, olağanüstü sayılabilecek kalitede kumun, güneşin ve berraklığın kucaklaştığı şirin bir tatil beldesidir. Çeşme İzmir’in 94 kilometre batısında, kendi adını taşıyan yarımadanın en ucunda kurulmuştur. Gemiciler tarafından küçük liman diye adlandırılmıştır. Fakat Çeşme ve civarında kaynak suları bol olduğundan ve zamanla çoğalan ve buz gibi suların aktığı çeşmelerinden dolayı da yöreye Çeşme denilmiştir. Sürekli akan bu kaynakların etrafında çeşme yaptırmak günümüzde olduğu gibi, eski geleneklerimiz arasında da yer almıştır. Çeşme adını, bir zamanlar yüz kadar olduğu söylenen bu çeşmelerden almıştır. Bu çeşmelerin hepsinin kendisine özgü bir özelliği ve mimarisi bulunur.” Biz binerken pek çeşme görmedik ama bakanlık diyorsa bir bildiği vardır elbet.

Veloturk Gran Fondo Çeşme rotası katılımcılara, her zaman olduğu gibi, iki mesafe seçeneği sunuyor. Kısa parkur 47 kilometre sürerken, uzun parkuru seçen katılımcılar 100 kilometreyi tamamlamak durumundalar. Her iki parkurun da Strava grubu bulunuyor. Katılımcılar bu gruplar üzerinden parkuru ve antrenman detaylarını paylaşabiliyorlar. Geçtiğimiz gran fondolarda Strava gruplarından ulaşımlarını ayarlayan katılımcılarımız da oldu. “Çeşme’ye nasıl gidip döneceğim?” diye düşünenler için bu detayı ayrıca not düşelim. Uzun parkurda sporcuları toplamda üç adet yiyecek, içecek istasyonu bekliyor olacak.

Parkuru, İsviçre’den Türkiye’ye sekiz yıl önce yerleşen triatlon sporcusu Coraline ve Cyclist’ten Tarık Gül’le beraber geçtik. Biz, Veloturk takımının sponsoru Bianchi’nin OltreXR2 modelini kullanıyorduk. Merak edenler için belirtmekte fayda var; Accell Bisiklet 2017’den itibaren Bianchi’nin üst modellerini Türkiye’de satışa sunmayı planlıyor.

undefined

Start noktası Çeşme Kalesi önünden yola çıkıyoruz. Marina ve limanı geçtikten sonra Çiftlikköy İskelesi’ne gelirken nötral bölgeyi bitirip yarışın gerçek startını vereceğimiz noktayı buluyoruz. 300 metrelik bir yokuşun hemen öncesi. Rüzgar şimdilik kendini göstermiyor çünkü güney tarafımız kapalı. Yokuşu çıkıp 200. Sokak’a girerken yerler kilit taşı oluyor ama düzgün döşenmişler. Yanda bisiklet yolunu ayıran plastik babalara dikkat. Parkur biraz ileride geri dönüp reel startın verildiği noktayı tersten geçiyor. Yine Çeşme’ye girip Kale’ye gelmeden sağa dönerek kentten çıkıyoruz. Yol hemen daralıyor ve asfaltın kalitesi bozuluyor. Bir süre Çeşme - İzmir otoyoluna paralel gittikten sonra altından diğer tarafına geçiyoruz. Hafif hafif yükselirken rüzgar da kendini hissettirmeye başlıyor. Zaten yolda gelirken, dünyanın en iyi windsurf bölgelerinden biri olan Alaçatı’dan parkuru geçirmenin insafsızlık olup olmadığını konuşmuştuk. Ama her yarışın bir zorluğu olması gerek. Erciyes Gran Fondo’da kocaman bir dağ çıkılmıştı. Çeşme’nin dağı yok ama rüzgarı var. Birçok Fransa Turu şampiyonu çıkaran Bretonya bölgesi bisikletçileri de sert rüzgarlarda antrenman yapmanın yokuş antrenmanına eşdeğer olduğunu söylerler.

Kısa parkur bir, uzun parkur da iki farklı loop atacağından rüzgarın yönü ne olursa olsun yarışın bir bölümünde arkadan, bir bölümünde çapraz, bir kısmında da kafadan gelecek. Kaçış yok. Bizim bindiğimiz gün rüzgar güney-güneybatıdan esiyordu.

Bu nedenle uzun parkurun son kısmında çoğunlukla iniş olmasına karşın rüzgarın etkisini hissediyoruz. Kasım başında hava daha da sert olabilir. Hızlandığımız yerlerde çapraz rüzgar bizim yüksek profilli jantlarımızı etkiliyor. Yarışacaklara düşük profilli jant seçmelerini tavsiye etmek doğru olacak. Bir de, özellikle Ovacık - Alaçatı arasında asfalt kalitesi klasik köy yolu seviyesinde. Bol mıcırlı, kenarları kırık, dar yollarda lastik seçimi de önem kazanacak gibi gözüküyor. Çok narin lastiklerden vazgeçip patlamaya dayanıklı modelleri seçmekte fayda var. Uzun parkurun hatırı sayılır bir bölümü soğuk asfaltta geçiyor. Yarış lastiklerinin minimum 25mm olması yarış konforunu artıracaktır. Rüzgar güneyli eserse Kleopatra Koyu’ndan çıkar çıkmaz sporcuların hızlarını ve keyiflerini artıracak güzel bir kuyruk rüzgarı sürpriz yapacak. İlk beslenme noktası (kısacılar için tek) 25. kilometre civarında.

undefined

Alaçatı’dan çıkıp kısa parkurcular sola, uzuncular sağa dönünce biraz ileriden Ilıca’ya sapılıyor. Sol tarafta kıyı, sağda Tanay Tabiat Parkı, yol bu istikamette devam edecek. Bir noktada parkı kesip kıyıdan biraz içeri girilecek ama Ildır’a kadar gidilecek. Rüzgar arkadan gelirse yarışın en keyifli kısmı burası olacak. 54. kilometredeki ikinci beslenme noktasında depoyu doldurduktan sonra 10 kilometrelik yokuş bizi bekliyor. Yokuş çok sert değil ama son kısmında %12-13’ü gördük. Zirvede irtifa 300 metre. Deniz seviyesinden 300 metreye... Korkulacak bir şey yok. Son beslenme noktasından sonra 2km’lik bir yokuş daha var. Ondan sonra Birgi’ye inip eski İzmir- Çeşme yoluna bağlanıyoruz. Nokutalan ve baraj gölünü takip ederek tekrar Çeşme’ye dönülecek. Ama biz uçağı kaçırmamak için turu burada kesip havaalanına yöneliyoruz. Son bölümü geçememiş olmaktan üzüntülüyüz ama daha önce arabayla geçtiğimiz için herhangi bir tehlikeli yer olmadığını biliyoruz. Zaten keşif turumuzu atarken belediye ve karayolları asfaltlama çalışmalarına devam ediyorlardı. Yarıştan önce tüm parkuru iki kez daha geçip kontrol edeceğiz.

Veloturk Gran Fondo Çeşme hem bir bisiklet şöleni, hem bir yarış, hem de ortaklaşa katılınan bir sosyal sorumluluk projesi. Yarışçılar parkurda pedal basarken, çocuklara da katkıda bulunduklarının farkında olacaklar.

undefined

Bisikletçinin bisikleti

Bianchi Oltre XR.2, accellbisiklet.com.tr

Bianchi Oltre XR.2 (53 kadro) Campagnolo Super Record EPS v2 Campagnolo Bora Ultra jant seti FSA K-Force gidon FSA OS99 gidon boğazı Vittoria Open Pavé CG (25mm clincher)

Accell bisiklet sponsorluğuna geçtiğimizde Veloturk olarak Campagnolo Super Record donanımlı Bianchi Oltre XR.2’ye bineceğimiz kesindi. Hepimiz bir örnek siyah-celeste modeli kullanacaktık. Yalnız fabrikadan aldığımız haberde ellerinde sadece dört tane siyah-celeste bulunduğunu, eğer kabul edersek 53 kadro bir tanesinin “full celeste” ve Super Record EPS olacağını ve özür diledikleri haberini aldık. Takımda 53 kadroya iki kişi biniyoruz. Aydın’ın kafasına sert bir cisimle vurup Celeste-Super Record-EPS kombinasyonuna el koydum. Ya da şöyle diyeyim: Kura çektik EPS bana çıktı. Daha önce konfor ağırlıklı endurance kadrolar kullandığımdan Bianchi Oltre XR.2 hem kadro sertliği hem de gücü asfalta iletme yeteneğiyle beni şaşırttı. Eskiden çıktığım birçok yokuşu daha rahat çıktığımı fark ettim (daha hızlı demedim). Ama yokuşları çok daha hızlı iniyorum, Oltre inişte müthiş güven veriyor. Çok yazılan Countervail karbon teknolojisiyle de gerçekten rahat bir bisiklet. Eskiden klasik Bianchi rengi “celeste”yi pek sevmezdim ama kutusundan çıktığı anda aşık oldum. Özellikle koyu renk giyinince harika bir kontrast oluyor. Çevremde gören herkes de rengini çok seviyor. Campagnolo Super Record EPS v2’ye gelirsek... İlk ayarı yapıldıktan sonra yağ gibi çalıştığını söyleyebilirim. 10 yıl önceki model olan Campagnolo Veloce kullanıcısı olarak söylemeliyim ki Campagnolo’ların o sıkı ve güçlü vites geçişi EPS’de yok. Bu bir hayal kırıklığı mı? Asla. Yumuşak vites geçişlerini her zaman sevmişimdir. Özellikle ön attırıcının çok rahat geçmesi huzur veriyor. Ayrıca arka vitesi 2-3 kere büyütüp küçültünce elektronik bir “dzzzt” sesiyle ön attırıcının da pozisyonunu değiştirmesi nefis. Her yol bisikletçisinin nefret ettiği zincirin ön attırıcı kafesine değme sesi bu şekilde engellenmiş. Arka attırıcıyı programlamak da mümkün ama ne gereği olduğunu daha çıkaramadım. Velhasıl Oltre XR.2 hem orta hem üst düzey performansa hitap eden, zarif, keyifle kullanacağınız bir kadro.

undefined

Bu yazı SARPER GÜNSAL, BERKEM CEYLAN tarafından yazılmıştır.|14 Haziran 2017