Cyclist Türkiye

Kusursuz Zirve

KUSURSUZ ZİRVE

İtalyan Dolomitleri’nin sarp kayalıkları ve eğri büğrü zirveleri arasında, 2 bin 236 metre yüksekliğindeki ürkütücü Passo Giau’yu kuşatacak 130 kilometrelik sürüşümüzün daha ikinci saati bitmeden, Vincenzo Nibali beklenmedik bir atağa kalkıyor. Her şey Astana mavisi bir şimşek hızında oluyor. 2014 Tour de France şampiyonunun Cyclist’in son macerasına beklenmedik bir şekilde dahil olmasıyla ilgili hatırladığım ilk şey, İtalyan yol arkadaşlarım Klaus ve Roberto’nun “Vincenzo!” diye bağırarak, meraklı bakışlarla yolun soluna doğru kaymalarıydı. Bu curcuna, 2 bin 224 metre yüksekliğindeki Passo Sella’nın güneşli sırtlarında yapılan huzur dolu sabah sürüşünü altüst etti. Ve gerçekten de, İtalyan Ulusal Şampiyonu’nu ifade eden yeşil, beyaz ve kırmızı şeritlerle süslenmiş gök mavisi Astana forması içinde, peşinde dağları yaran sırım gibi yardımcıları Michele Scarponi ve Tanel Kangert ve hemen artlarından takip eden Astana markalı, gürültülü destek arabası olduğu halde gelen İtalyan bisiklet idolünü tanımamak mümkün değil.

undefined

Neyse ki Nibali bize ters istikamette atağa kalkıyor. Biz saatte 50 kilometre ile döne döne yokuş aşağı inerken, o sele üzerinde ayağa kalkmış, gözlerini yola kilitlemiş, göğsü körük gibi inip kalkarak gökyüzüne doğru patlıyor. Şoförle birlikte destek minibüsünde gelen fotoğrafçımız Juan hemen bir U dönüşü yapıp Nibali’yi takip emri veriyor ve pencereden dışarı sarkıp art arda deklanşöre basarken her fotoğrafçının içinde gizlediği Paparazzi içgüdüsünü serbest bırakıyor. Benim onları takip etmeye çalışma içgüdüm ise saniyeler içinde kayboluyor. Başımı “olmaz” anlamında sallıyor, saatin henüz 10 olduğunu ve vücudumun şimdiden susuz kaldığını kendime hatırlatıyorum. Yarım saat sonra, vadideki Canazei’de birer espresso içmek için toplandığımızda Juan, Nibali’nin profesyonelliğini şık bir biçimde gösterdiğini ve yanından geçerken el sallayarak birkaç fotoğraf çekmesine izin verdiğini; sonra da, sanki “İstediğini aldın. Şimdi bırak da huzur içinde acı çekeyim” der gibi, ilerideki daracık virajlarda gözden kaybolduğunu anlatıyor. “O sırada” diyor Juan hayretler içinde, “minibüs saatte 25km hızla gidiyordu.”

undefined

İtalyan Dolomitleri'nde geçen Kusursuz Zirve turunun tamamı Cyclist Türkiye Kasım sayısında.

Bu yazı MARK BAILEY tarafından yazılmıştır.|03 Kasım 2015