Cyclist Türkiye

ANALİZ: 2018 DÜNYA YOL BİSİKLETİ ŞAMPİYONASI

ANALİZ: 2018 DÜNYA YOL BİSİKLETİ ŞAMPİYONASI

1980. 1995. 2018. Hayır, bahsi geçen yıllar Halley kuyruklu yıldızının Dünya’dan görüldüğü ya da Vezüv Yanardağ’nın faaliyete geçtiği tarihler değil. Bahsi geçen seneler, Dünya Şampiyonası’nın en acımasız edisyonlarının koşulduğu yıllar.

Bu yılki Dünya Şampiyonası, UCI'nin organizatörlere istedikleri kadar tırmanış koymasına izin verdiği nadir rotalardan birine sahip. Fazlasıyla irtifaya çıkılan bu edisyon, genellikle ihmal ettikleri bir bisikletçi tipine kariyer boyu gelmeyecek bir şans sunuyor: Tırmanışçılar.

Bisiklet tarihinin en zorlu Dünya Şampiyonalarından birine ev sahipliği yapma onuru, dik Alpler'in bir cevher gibi çevrelediği güzeller güzeli şehir Innsbruck'a verildi. Kent geçmişte Giro d'Italia tarafından ziyaret edilmiş olsa bile, Dünya Şampiyonası bu kış sporları cennetinde gerçekleşen en büyük bisiklet olayı olacak. Dünya Şampiyonası haftasındaki farklı klasmanlardan 12 yarış, yüksek zorluk derecesine sahip olacak. Bu yüzden sadece erkekler yol yarışını izlemek büyük bir hata olur.    

Planlanan takım zamana karşı yarışı, malum bir Teksaslı adamın Le Tour'u kazandığı yıldan bu yana, koşulacak en uzun mesafeye sahip. Bugünün zarif, modern bisiklet dünyasında kadınlar için 54, erkekler için ise 62 kilometrelik takım zamana karşı çok sık rastlanılan bir mesafe değil. UCI’ye göre, bu aynı zamanda Dünya Şampiyonaları kapsamında koşulacak son takım zamana karşı yarışı olacak.

Gençler ve U23 yarışlarında geleceğin tırmanışçılarını keşfedeceğiz. Bu seviyede mücadeleler muhtemelen elit erkeklere oranla peloton tarafından daha az kontrol edilebilen yarışlara sahne olacak. Muhtemelen haftanın en büyük savaşı dünyanın en güçlü kadın bisikletçileri Hollandalı Anna van der Breggen ve Annemiek van Vleuten arasında aynı renkler altında yaşanacak. Elit erkekler bireysel zamana karşı (duvar gibi bir tırmanışın olduğu rota 54km uzunluğunda) muhtemelen yine Dumoulin, Roglic ve Froome arasında geçecek. Şüphesiz bisiklet adına harika bir hafta olacak ama pastanın üzerindeki çilek, 30 Ekim Pazar günü koşulacak, erkekler yol yarışı. 

undefined

Beklenen gün

Büyük gün pelotonun Inn nehrini takip edeceği Kufstein'dan başlayacak. Kufstein yarışın peloton tarafından kolaylıkla kontrol edilebileceği tek bölümü. Genellikle, sıra dışı bisiklet ülkelerinden sporcuların bayraklarını göstermelerine fırsat tanıyan kaçışa izin verilir. Ancak bu senaryo bu yıl tekerrür etmeyebilir; özellikle de büyük takımlar kaçışa kendi adamlarını sokmak isterse. 60km’lik seyahatin ardından parkurun ilk zorlu sınavı dik Schlogelsbach tırmanışı ile (2.8km uzunluk ve %10,1 ortalama eğim) rota üzerinde beliriyor. Schlogelsbach tırmanışı pek çok bisikletçiye bacaklardan beyine doğru, iyi günde olup olmadıklarına dair sinyaller gönderecektir.  

85’inci kilometrede peloton yedi acılı turdan oluşan Alplerin kalbi Tirol'a girecek. Innsbruck’un zirvesinde küçük bir köy olan Igls, dört saat boyunca bisiklet dünyasının merkezi olacak. Olympia tırmanışı (adını zirvesindeki golf sahasından alıyor), yedi kez tırmanılacak ve her bir turda bisikletçilerin bacaklarında giderek artan yorgunluk nedeniyle, büyük bir eliminasyon yaratacak. 5,7% ortalama eğim ile tırmanış 7,8 kilometre uzunluğunda. Clasica San Sebastian’da kullanılan efsanevi Jaizkibel tırmanışıyla bire bir aynı. Bu, yklaşık 18 dakika boyunca yokuş yukarı bir efor anlamına geliyor; üstelik tam yedi kere.     

Neyse ki daha ağır ve daha yavaş bisikletçiler için bu yılki Alpler Turu'nun 5. etabından farklı olarak, toparlanabilecekleri ve organize olabilecekleri Igls tırmanışları arasında 10km’lik düzlük var. Bu sebeple bence yarışın kaderi son tura kadar çizilmeyecek. Igls’ten sonra bisikletçiler muhtemelen 2018 Dünya Şampiyonunu belirleyecek olan canavar tırmanış Gramartboden ile tanışacak. 

Ortalama 11,2% ile 2,8 kilometrelik tırmanış, saf tırmanışçıları sahne ışıklarının önüne alacak. Eğer 70kg’den fazla ağırlığa sahip bisikletçiyseniz, bu bölümde saf tırmanışçılarla bir arada kalma ihtimaliniz sıfıra yakın. Yerçekimi sizi aşağıya çekecektir. Sagan ya da Van Avermaet gibi klasikçiler için tek şans tırmanışa en az 45 saniye önden başlamak olabilir.

Gramartboden tırmanışı, Dauphine ve Tour de France'da sıklıkla kullanılan Cote des Amerands tırmanışıyla tam olarak aynı özelliklere sahip. En hızlı tırmanışçıların zirveyi fethetmesi dokuz dakika civarında sürecektir. Zirveden sonra 1km’lik düzlüğün ardından iniş başlayacak. Ve bu iniş teknik ve tehlikeli olacak. Tahtaya vuralım ama çılgın riskler alan bisikletçiler düşünüldüğünde, Rio Olimpiyatlarına benzer bir senaryo cereyan edebilir.

undefined

Son iki kilometre düz bir yolda devam edecek ve muhtemelen yarışın galibi iki kilometre sonunda belli olacak. Eğer aksi olursa, böylesi tırmanışlarla dolu parkurun sonunda, Innsbruck’ta tırmanışçılar arasında geçen bir sprint finali izleyebiliriz. 

Son üç Dünya Şampiyonu Peter Sagan’dan bahsetmeden favorileri sıralamak olmaz. O bir fenomen ancak onun için bile 4500 metrelik irtifa kazanımı çok fazla olmalı. Eğer art arda dördüncü gökkuşağı mayoyu kazanırsa, bu bir mucize olur. Mucizelerden söz açılmışken, ev sahibi ülke bisikletçileri bazen bu tip durumlarda bacaklarında ekstra Watt bulabilir. Bu nedenle, belki Avusturyalı tırmanışçılar Denifl, Preidler, Konrad ya da Zoidl Innsbruck’ta beklentilerin üstüne çıkabilir. Elbette, ne zaman gözümüzün önüne sert bir tırmanış getirsek, Kolombiyalılar rüya bir takımla doğal olarak akla geliyor. Kolombiyalılar kesinlikle yarışı starttan itibaren kontrolleri altına alabilirler. Keza, bitirici bir bisikletçiye sahip olmayan Kolombiya’nın kazanmasının tek yolu bu. Diğer bir taraftan Belçikalılar da tırmanışçı uzmanlarıyla tanınan bir ülke değil ama yağmurlu günler, kariyerinin en iyi dönemini geçiren Tim Wellens için bir avantaj. Wellens yarış bittiğinde gökkuşağı mayonun yeni sahibi olabilir.

30 Eylül’de gökkuşağı mayoyu sırtına geçirme adayı yalnızca üç büyük favori var: Alejandro Valverde, Vincenzo Nibali ve Julian Alaphilippe. Bu tip bir rotada kazanmak için her şeye sahipler: Yalnızca tırmanışçı değiller, aynı zamanda emrine atanmış güçlü takımlara sahipler ve çok da iyi inişçiler. Bu üçlüyü yalnızca takımları farklı bir taktik güder ve yarışı starttan gerçekleşen bir atakla, farklı bir takım arkadaşı ile (Izagirre, Pinot-Bardet, Aru veya Moscon) kazanmaya karar verirse kaybederken görüyorum. Ama eğer yarışın kaderi “teke tek” bir mücadele ile belli olacaksa, Valverde ve Nibali’nin tecrübesi, Alaphilippe’in coşkusuna ağır basabilir.    

Sakın unutmayın, bu denli zorlu bir Dünya Şampiyonası edisyonu daha yaşamamız, 20 yıldan fazla bir süre alabilir. Bu sebeple, Innsbruck’ta kazanan kim olursa, her zaman hatırlanacak.

 

Bu yazı MIHAI SIMION tarafından yazılmıştır.|29 Eylül 2018