Cyclist Türkiye

SALCANO YERLİ TUR - ALANYA

SALCANO YERLİ TUR - ALANYA

Bisikletçiler için kış ayları ağustos böceği ile karınca hikayesini hatırlatır. Yaz döneminin ardından uzun ve yorucu bir sezon artık geride kalmıştır. Elbette güzel bir tatil sonuna kadar hak edilmiştir, ancak eğlence kısa tutulmalıdır. Bisikletin zalim bir spor etiketi biraz da bu yüzdendir. Anlaşılacağı üzere bisikletçinin, yaz aylarında eğlenmeye ve şarkılar söylemeye düşkün ağustos böceği gibi olma şansı yoktur. Keza kış geldiğinde hiç yiyeceği kalmayan ağustos böceği gibi kış dönemini iyi geçiremeyen bisikletçi de yaz geldiğinde bacaklarında bir eksiklik hissedecektir. Ve kış sezonunu verimli geçiren rakiplerinin - ki hikayeye göre rakipler karınca oluyor - karşısında şüphesiz zor durumlara düşecektir. Bu durumun farkındaki profesyonel takımlar, sporcuları için kış antrenman kamplarını çok önceden kendi elleriyle planlıyor.

undefined

Bu kamp programlarının merkezindeyse güneşli gün sayısının yağmurlu günlere oranla fazla olduğu Avrupa'nın güney kentleri yer alıyor. Birçok WorldTour ekibinin merkezinin de bulunduğu bu bölgeler, iklimi ve parkur çeşitliliği ile takımlar açısından kış antrenmanları için biçilmiş kaftan durumunda. Takımlar arasında son derece popüler olan kış antrenman merkezlerinin başlıcalarını Mayorka, Calpe, Tenerife, Toskana ve Girona olarak sıralamak mümkün. Kış ayları dışında, sezon içerisinde de takım sporcularının hedef yarışlarına uygun olarak konuk olduğu bu kamp merkezleri, bisiklet turizmi açısından kendi ekonomisini çoktan yaratmış durumda. Bu nedenle konuyu maddi boyutundan ele alarak örneklendirmekte fayda var.

Dünyanın en fazla turist çeken ülkelerinden biri olan İspanya’yı, 2015 verilerine göre, bir önceki yıla oranla %11’lik artışla toplam 9.6 milyon turist ziyaret etmiş. İspanya’nın en büyük adası olan Mayorka ise 869 bin nüfusu ile Akdeniz'in en önemli turizm kentlerinden biri olarak biliniyor. Mayorka’nın ünü berrak denizi, doğa harikası koyları ve tarihin izlerini taşıyan kasabalarından geliyor olabilir ancak adadaki turizm faaliyetleri yalnızca bununla sınırlı değil. Team Sky'ın da kış antrenmanlarını gerçekleştirdiği ada kenti yıllardır gerek amatör gerekse profesyonel bisikletçilere sunduğu hizmet ile kış antrenman kampı deyince parmakla gösterilir hale gelmiş. Mayorka’da yüzlerce otel 150 bin bisiklet severi her kış bisiklet turizmi kapsamında adaya çekme hedefinde. Bu doğrultuda otellerin müşterilerine sunduğu hizmetler arasında, 24 saat boyunca güvenlik kamerası ile izlenen bisiklet depolama merkezi, bisiklet yıkama tesisleri, mekanik destek ve bisikletçilerin yurt içindeki ihtiyaçlarını karşılayacak kurum içi dükkanlara kadar pek çok ayrıntı düşünülmüş.     

1980’lerin sonlarında Fransa Bisiklet Turu ve La Vuelta’yı kazanan Pedro Delgado, Mayorka için, “Bir bisikletçinin ihtiyaç duyacağı her şeyi orada bulabilirsiniz” diyor ve devam ediyor, “Mayorka bisiklet için özel bir yer. Burada düz yollar da bulabilirsiniz, tırmanışlar da. Profesyonelken her yıl ocak ayında Mayorka’ya antrenman kampı için gelirdim. Bugün dahi pek çok profesyonel takımın henüz daha sezonun ilk bölümünde Mayorka’yı tercih ettiğini görebilirsiniz.”

undefined

Ülkemizde bisiklet sporunun ekonomik değeri 2015 yılında “Uçak Krizi” sonrası ağır darbe alan turizm sektörünün, alternatif arayışı ile yavaş yavaş anlaşılmış. Henüz emekleme aşamasında olan bisiklet turizminin yerele kattığı değeri kıta takımlarından ulusal takımlara kadar yüzlerce sporcuyu kış antrenman kampı için Alanya’ya getiren Cartier Tour & Velo Alanya'nın kurucusu Mustafa Kemal Canfedai’den öğreniyoruz: “Takımların günde 150 kilometre civarı antrenman yaptığını düşünün. Üç günde bir depo yakıt anlamına gelir bu. Her gün iki üç kilo muz alıyor, marketlerden alışveriş yapıyorlar. Bir de şöyle bir durum var; yokuş antrenmanına giden takımlar ihtiyaçlarını oradaki köy bakkallarından gideriyorlar. Bir gün parkur bakarken köy bakkalına uğradım. Adam ne iş yaptığımı sordu. Bisiklet turizmi yaptığımı söyleyince ‘Sergey nerede?’ dedi. Meğer Ukrayna’nın antrenörüymüş. ‘Onlar buraya gelince kolayı suyu buradan alırlar aşağıdan almazlar’ dedi. Turizmin sahilden içeriye dönmesi ve yerele dokunması önemli bir şey.”

 

Mayorka’nın izinde

Kuzeyinde Toros Dağları, Güneyinde ise Akdeniz’in olduğu küçük bir yarımada üzerine kurulu olan Alanya, iklim özellikleri, yol koşulları ve rota çeşitliliği ile kış antrenmanları için son derece uygun bir lokasyon. 2011’den bu yana Alanya’da kış kampları için altyapı sağlayan Kemal Canfedai, geçtiğimiz yıl Alanya’da 600’e yakın sporcu ağırladıklarını söylerken, bu yıl ise hedeflerinin 1000 sporcu olduğunu açıklıyor.

“Şubat ve Mart aylarında UCI puanı veren yarışlar yapacağız. Bu yarışlar hem takımların gelmesi hem de kalış sürelerini uzatmak için önemli bir etken olacak. Ayrıca otellerin verdiği hizmet bu işin yapıldığı diğer ülkelerden çok daha iyi. Üstelik THY dünyanın neresinden olursa olsun Antalya'ya bisiklet taşıma ücreti almıyor. Takımlar da bu durumdan çok memnunlar.”

undefined

Bölge otellerin bisiklet takımlarının ihtiyaçları doğrultusunda yeniden organize edildiğini ve bu kapsamda bisiklet dostu otel konseptine geçildiğini söyleyen Canfedai sözlerine, “Otellerde bisiklet koyma, tamir ve yıkama yerleri oluşturduk. Üç öğün yiyeceklerde takımlara masa rezervasyonu yapıyoruz. Büfeyi takımların isteyeceği hale getirdik. Parkurların dijital dosyaları var, takımlara isterlerse rota konusunda da destek veriyoruz. 30 tane bisiklet taşıyıcımız var. Üzerine altı tane bisiklet, 10 tane jant konabiliyor. Sporcuların hastane röntgenlerine kadar gidip başlarında biz ilgileniyoruz” diyerek çalışmalarını

anlatmaya devam ediyor.

Kış dönemini aktif geçirmeyi amaçlayan Alanya ve Kemal Canfedai’nin göstermiş olduğu çabalar meyvesini vermeye başlamış bile. Keza kış antrenman kampı kapsamında Alanya’ya bu sene Eritre, Malezya, Çin, Kazakistan ve Özbekistan gibi uzak coğrafyalardan pek çok bisiklet takımı gelmiş. Canfedai gelen takımların %95’nin Alanya’dan memnun ayrıldığını söylüyor. Ancak önlerinde hala gidilmesi gereken uzun bir yol bulunduğunun da altını çizmeden edemiyor: “Geçtiğimiz yıl Mayorka’ya 650 bin kişi gitmiş, Güney Kıbrıs’ta zaten rezervasyonlar tam dolu. Alanya’nın da bu tip yerlerden eksiği yok fazlası var. Birkaç sene içerisinde bisiklet turizminde ama özellikle de kış antrenman kampı konusunda ciddi yerlere geleceğimize inanıyorum.”

undefined

Profesyonel seviyede takım ve sporcular için kış antrenman kampları birer zorunlulukken aşağı doğru inildiğinde bu zorunluluğun yerini sporcunun maddi gücüne ve insiyatifine bırakıldığını görüyoruz. Özellikle ülkemizdeki çoğu sporcunun rakiplerinden bir adım öteye geçebilmek adına sezonu kendi imkanlarıyla erken açması artık alışılagelindik bir durum. Brisaspor’un iki genç sporcusu 1995 doğumlu Cebrail Şeker ve 1997 doğumlu Ayşe Çakır da öz veride bulanarak sezonu Alanya’da açmayı tercih edenlerden. Ancak ülkemizde bisiklet sporunun ekonomik anlamda içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde, hiçbir sporcu için böylesi bir maddi yükümlülüğün altına girmek sanıldığı kadar kolay değil. Kamp dönemi boyunca Ayşe ve kendinin tüm masraflarının Salcano Bisiklet'in kurucusu Bayram Akgül tarafından karşılandığını belirten Cebrail Şeker, Akgül’ün destekleri olmaksızın böyle bir hazırlık kampı yapamayacaklarının altını çiziyor  ve bizler aracılığıyla Bayram Akgül ile Mustafa Kemal Canfedai’ye teşekkürlerini iletiyor.

 

Nedir bu kış antrenmanı?

Cebrail ve Ayşe ile buluşmak üzere sabahın ilk ışığıyla birlikte Antalya’dan Alanya’ya doğru yola koyuluyoruz. Dakikalar sonra başlayan yağmur ise bizleri tedirgin etmeye yetiyor. Cama vuran yağmur damlaları ‘artar mı azalır mı?’ diye Tarık Gül ile kendi aramızda fikir yürütmeye başlarken, korktuğumuz başımıza geliyor. Sağanak yağış! Bisikletçiler için kabus senaryo… Antalya’daki sağanak bir nebze bizi endişelendirse de Alanya’da durum çok farklı. Keza Manavgat’a girişimizle şiddetli yağış neredeyse bıçak gibi kesiliyor. Alanya’ya vardığımızda ise yerler dahi kuru. Güneydeki onca merkeze rağmen takımların neden kış antrenman kampı için Alanya'yı tercih ettiğini daha iyi anlıyoruz bu sayede. Alanya’da bisiklet turizminin yıldan yıla ivmelendiğini ise yol boyunca gördüğümüz takım ve sporculardan anlamak mümkün. Öyle ki yolumuz üzerinde önce Ukrayna pist takımının otomobil arkası çalışmasına denk geliyoruz. Çok geçmeden de Astana City'nin bisikletçileri peşi sıra geçiyor önümüzden. Onlar çoktan günün ilk antrenmanını tamamlamış otellerine dönüyor. Biz ise günün henüz başındayız.

Ayşe ve Cebrail ile Justiniano Otel Alanya’da buluşuyoruz. Milli bisikletçilerimiz ile tura başlamadan önce yazılı olmayan bisiklet kurallarından birini bozmayarak kahve içmeye karar veriyoruz. Bu esnada kahvelerimiz hazırlana dursun, biz otele bir göz atıyoruz. Açıkçası sayıca pek çok yabancı bisikletçinin bisiklet dostu otel Justiniano'da kamp yapıyor olması bizleri şaşırtıyor.Kendimizi, bisikletçi deryasının ortasında bulduk desek az.

undefined

Kahvelerimizi yudumlamaya başlamışken, bugün bizlere rotamız üzerinde eşlik edecek Cebrail ve Ayşe’ye bir bisikletçi için kış antrenman kamplarının ne ifade ettiğini soruyoruz. Cebrail’in yanıtı bu yıl ülke içi yarış sayısındaki artış ile ilintili.

“Bu sezonda faaliyet programımız epey kalabalık. Daha önce tahmin ediyorum ki bir sezon içinde Türkiye’de 12 tane yarış olmamıştır. O yüzden burada Ayşe (Çakır) ve Yunus Emre (Yılmaz) ile birlikte bir kamp yapalım, kilometre geçelim dedik. Bu sayede yarışlara en iyi şekilde hazırlanalım istedik. Bu zamanı yoğun şekilde geçiremeyen bir bisikletçi sezon içinde o açığı kapatamaz. Örneğin bu dönemde günlük ortalama 80 – 100 kilometre geçmezsek sezonun sonlarına doğru form tutarız, yahut hiç form tutamayız. Bu da yarışlarda bir iyi bir kötü performans göstermemize neden olur.”

Erkek bisikletçilere göre koştukları yarış sayısı anlamında büyük farklılıklar olduğunu belirten Ayşe için kış antrenmanlarının en büyük faydası yarışlara adapte olabilmekten geçiyor. Kendisinden dinliyoruz: “Sezon içinde koştuğumuz yarış sayısı Türkiye çapında 11’i geçmez. O nedenle hazırlık dönemi bayan bisikletçiler için çok önemli. Kış mevsiminde iklim koşulları uygun yerlere gelerek mesafe geçiyoruz. Bu sayede hem kendimizi yarışlara adapte ediyoruz hem de gelişimimiz açısından faydalı idmanlar yapmış oluyoruz.”

Kahveler bittiğine göre tura başlamanın vakti gelmiş demektir…

undefined

Kış turu başlıyor…

75 kilometre uzunluğundaki turumuza Antalya – Alanya yolu üzerinden başlıyoruz. Bu bölüm yanal rüzgarlara son derece açık. Parkurun ilk 15 kilometrelik bölümünün bizleri görsel açıdan pek tatmin etmediğini itiraf edelim. "Neticede araç trafiğinin yoğun olduğu şehirlerarası bir yoldayız" deyip, fotoğraf makinasının deklanjörüne basma işini rotanın ilerleyen bölümlerine saklıyoruz. Keza bugünkü rotamızı çizen ve geçmişte bu yolları bisikleti ile de geçen Tarık, rotanın ilerleyen bölümlerinin görsel açıdan bizlere cömert davranacağından emin.

15’inci kilometreden sonra ise Cebrail ve Ayşe, Konya – Akseki sapağına kırıyor bisikletlerinin gidonunu. Sapaktan önceki düzlüğü parkurun ısınması gibi düşünebilirsiniz. Keza bisikletçilerimiz için Konya – Akseki yolu her pedal basışlarında biraz daha yaklaştıkları yokuşların başlangıcını simgeliyor. Elbette Brisaspor’un iki başarılı sporcusu için bu yokuşlar problem yaratmıyor ama eğimin zaman zaman %11’leri bulduğunu söyleyelim. Rotamızın 20. kilometresiyse artık tamamen tırmanış üzerine. Günün ilk tırmanışı yedi kilometre sürüyor ve zirvede deniz seviyesinden 505 metre irtifa kazanılıyor.  Yedi kilometrenin ardından ise Ayşe ve Cebrail’i ufak in çıklar bekliyor; ta ki 38. kilometreye kadar.

Cebrail Şeker ve Ayşe Çakır soğuk asfaltta pedal çevirmeye devam ediyor. Elbette yükseklik arttıkça Okurcalar’ın manzarası bizleri olduğu kadar, ikiliyi de büyülüyor. Bu arada en iyi kareleri yakalamak için yoğun çaba harcayan Tarık Gül’ün çoktan tepelere tırmandığını belirtmeliyim. İn çıklı yolun bir avantajı da fazla terlemeye başlamadan tamamlanan tırmanışların ardından; inişle birlikte üşümeye fırsat bulmadan tekrar başlayan tırmanışlardır. Tepelerin ve ormanın arasında olmamız ise sporcularımızı rüzgardan koruyor.

undefined

Günün ikinci tırmanışının ortalama eğimi %9. Dört kilometre süren tırmanışın ardından Güneycik Köyü sapağına ulaşıyoruz. Tırmanışın asfalt kalitesinin son derece iyi ve araç trafiğinin neredeyse yok denecek kadar az olması büyük bir artı. Üstelik manzara da gün boyu gördüğümüz eşsizliğinden bir şey kaybetmiş değil.

Güneycik Köyü’nü es geçip, Çamlıtepe Köyü yoluna giriyoruz. Köy yolunda yer yer bozulmaların olduğunu belirtelim. Çamlıtepe Köyü’ne kadar bir iki kilometrelik ufak iniş çıkışlarla birlikte parkurumuzun tamamı inişe geçiyor. Tüm parkurun inişe geçtiği mesafe toplamı 12 kilometre. Mandalina ağaçları arasından Çavuşköy’ü de gerimizde bırakıp tekrardan Alanya – Antalya yoluna bağlanıyoruz. Bu sefer Alanya istikametinde Cebrail ve Ayşe, otele kadar soğuma mahiyetinde pedal çeviriyorlar.

Tarık’ın çizmiş olduğu bu rota bizlerin hoşuna gidiyor, hatta zaman zaman ‘keşke biz de sürüyor olsak" diye de iç geçiriyoruz. Bu arada Cebrail ve Ayşe’nin de rota hakkındaki görüşlerini merak ediyor ve öğrenmek için bir soru yöneltiyoruz. Söze Cebrail giriyor: “Buradaki kamp dönemimiz boyunca hep kilometre geçtik. Ardık birbirimize de sormaya başladık nerelerde tırmanış vardır, nereye gidebiliriz diye. Sanırım bugün aradığımız rotayı bulduk. Tırmanış, iniş, düzlük… Bir bisikletçinin arayacağı her şey var. Yeşillikler içinde trafikten uzak, üstelik yol da tertemiz ve en önemlisi yol üzerinde çeşmemiz  de var; daha ne olsun.”

undefined

Brisaspor’un iki değerli sporcusu Ayşe Çakır ve Cebrail Şeker’e Cyclist Türkiye olarak yeni sezonda başarılar dileriz.          

 

 

 

Bu yazı tarafından yazılmıştır.|13 Temmuz 2018