Cyclist Türkiye

PARALİMPİK DOSYASI: HAREKET HALİNDEKİ RUH

PARALİMPİK DOSYASI: HAREKET HALİNDEKİ RUH

Bisiklet sporunun makus talihidir, medyada kendine doping skandalları ve kaza haberleriyle yer bulması. Kenyalı bisikletçi Samwel Mwengi’nin başına gelenler de bundan farksız değil. 32 yaşındaki bisikletçi Afrika’nın en önemli yarışlarından biri olan Rwanda turunun yedinci ve son gününde ciddi bir kaza geçirdi. Bisiklet sitelerine ulaşan ilk bilgiler Kenyan Riders bisikletçisinin inişte bisiklet hakimiyetini kaybettiği ve düşerek trafik levhalarına çarptığı yönündeydi. Daha sonra Nairobi Hastanesine kaldırıldığını öğrendiğimiz Mwengi’nin femur yani uyruk kemiği kırılmıştı. Aslında buraya kadar hiçbir şey bisiklet yarışlarını yakından takip edenler için sıra dışı sayılmazdı. Mwengi bir uzvu kırılan ne ilk bisikletçiydi, ne de son olacaktı. Bisiklet yarışlarının rutinlerinden biri bile sayılabilirdi bu.  Ancak Afrikalı bisikletçi için durum biraz daha karmaşıktı. 

Femur kemiğindeki kırık Mwengi’nin sol bacağındaki kan dolaşımını engelleyecek boyuttaydı ve doktorlara göre geriye tek bir çözüm yolu kalmıştı, bisikletçinin sol bacağının kesilmesi. Bisikletin makus talihi Samwel Mwengi’nin de makus talihine dönüşmüş ve Afrikalı bisikletçi bir anda gündemin parçası haline gelmişti. 

Sol bacağının dizinin altından kesildiği ameliyatın ardından BBC radyonun sorularını yanıtlayan Mwengi ilk duygularını, ‘’ Ne olduğunu bilmiyorum. Sabah uyandığımda uzanıp bacaklarıma dokunmak istedim ama yalnızca bir tanesini hissedebildim’’ diye tarif etti. Ancak sesinde en ufak bir pes etme ya da yılgınlık belirtisi yoktu, aksine bir arzu, istek seziliyordu. Bunun nedeni sunucunun sorduğu ‘’Bundan sonrası için ne planlıyorsun?’’ sorusunun cevabında gizliydi. ‘’ Bisikletle işim bitmedi. Hala yaptığım şeyi yapmayı düşünüyorum ve tek istediğim de bu. Bisiklete geri döneceğim ve bir sonraki paralimpik oyunlarında olacağım, buna odaklanacağım...’’

undefined

1960 yılında Roma'da düzenlene ilk modern Paralimpik Oyunları

‘’Hareket halindeki ruh’’ sloganıyla zamanla olimpiyatlardan sonraki en büyük ikinci spor etkinliği haline gelen paralimpik oyunları, 1948’de Ludwig Guttmann tarafından İngiltere’deki Stoke Mandeville rehabilitasyon merkezindeki tekerlekli sandalyeye bağımlı 2.Dünya Savaşı gazileri için düzenlenen bir yarış olarak başlar. Aradan geçen 4 yılda Hollandalı yarışmacıların da katılımıyla bugünkü paralimpik oyunları yani uluslararası hareketin yolu açılır. 

İlk kez 23 ülkeden 400 sporcunun katılımıyla 1960 yılında Roma’da düzenlenen modern paralimpik oyunlarında bisikletin temsili içinse çok gerilere gitmeye gerek yoktur. Klasifikasyon ve cinsiyete göre belirlenen 30’ila 120 km. arasında geçilen yol bisikleti, 20-35 km.’den oluşan zamana karşı yarışları ve kadın erkek karışık 3 atletle gerçekleştirilen bayrak mücadelelerinin temelini oluşturduğu para-bisiklet, ilk kez 1984 New York  paralimpik oyunlarında sahne alır. Bu yarışlarda bisiklet, tandem, el bisikleti ve üç teker olarak 4 bölümde düzenlenen yarışlar, kendi içinde de kategorilere ayrılmıştır. Örneğin yol bisikleti C1’den C5’e, el bisikletiyse H1’den H5’e kadar artan sınıflara uzanırken, bu numaralar düşükten büyüğe doğru sporcuların artan hareket kabiliyetinin ifade etmektedir. Pist bisikleti ise 96 Atlanta’da ilk kez Paralimpik bir branş olarak kabul görmüştür. 500 m.’yle 1 km. arası koşulan zamana karşı, 3-4 km. arası takip ve takım sprint yarışlarından oluşan pist bisikletinde bu dallara ek olarak tandem yarışları da yapılır.  

Paralimpik oyunlarında bisiklet adına bir ilk de Rio 2016’da yaşandı. Para-triatlon, oyunlar programında ilk kez yer aldı ve 750 m. yüzme, 20 km.  bisiklet ile 5 km. koşudan oluşan mücadelelerde para-triatletler sporun en büyük sahnelerinden birinde kendilerini gösterme fırsatı buldular. Vücudun aktivasyon kabiliyetine göre ayrılan 6 sınıfta 31 erkek, 39 kadın para-triatlet oyunlarda boy gösterirken, Amerikalı sporcular elde ettikleri 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronzla dikkatleri çekti. Amerika’yı 1 altın, 2 gümüş ve 3 bronzla Büyük Britanya takip ederken, Hollanda da 1 altın ve 1 gümüşle bu ikilinin peşindeydi. 

Uluslararası Bisiklet Federasyonu (UCI) tarafından yönetilen para-bisiklet, paralimpik oyunları dışında  UCI’nin belirlediği bir yarış takvimine de sahip. Toplamda 86 yarış günü bulunan takvimde İtalya 7 yarış günüyle takvimin en fazla sayıda organizasyona ev sahipliği yapan ülkesi konumunda. 

Güney Afrika’nın Pietermaritzburg şehrinde başlayıp, İspanya’nın Bask bölgesinde devam eden ve Ostend kentinde sonlanan farklı kategorilerdeki tek günlük yarışlarla Dünya kupası serisi takvimin dikkat çeken mücadelelerinden. Keza Belgrad, Prag, Vratna gibi şehirleri ziyaret eden Avrupa şampiyonası da Avrupalı sporcuların gözdesi konumunda. Takvimin en merakla beklenen mücadelelerinden biriyse bir yıl boyunca gökkuşağı mayonun sahibini belirleyecek olan Dünya Şampiyonluğu yarışı. 

undefined

Son iki yılın pistte 1 km. zamana karşı ve 3 km. takip yarışlarının gökkuşağı mayosu Joseph Berenyi de Dünya şampiyonluğunu dört gözle bekleyenlerden. Boolingbrook sinema salonunun inşaatında çalışırken demir iskelenin çökmesiyle 12 metre yükseklikten yere düşen Amerikalı  bisikletçi, öğle arasından yalnızca 5 dakika önce meydana gelen bu kazada sağ omzunu ve sol dizkapağını kaybediyor. Üstelik öğle tatili planları arasında evlilik yüzüğünü satın almak da varken.  

O günlerde aklında kız arkadaşının onunla evlenip evlenmeyeceğine ya da hayatının bundan sonra nasıl olacağına dair rahatsız edici sorular dolaşırken, bugün 20 yıllık eşi olan kız arkadaşının destekleri ve bisikleti sayesinde hayata sporla tutunmayı başarmış bir birey Berenyi. Paralimpik ve Dünya şampiyonu bir sporcu olan Berenyi’nin aynı zamanda üç kız çocuğu babası olduğunu da hatırlatalım.

Eğer bisiklette Slovakya’dan çıkan tek kazanma canavarının Peter Sagan olduğunu sanıyorsanız, Jozef Metelka’yla henüz tanışmamışsınız demektir. Çifte paralimpik ve Dünya şampiyonluğu ile üstü üste ikinci kere UCI Dünya kupası serisi şampiyonluğu Metelka’nın başardıklarından yalnızca birkaçı. Bunca başarıya rağmen Metelka daha ne isteyebilir diye düşünebilirsiniz ama o en büyük hedefini henüz gerçekleştirmiş değil; para-bisikletin algısını değiştirmek! ‘’ En büyük hayalim engelsiz bisikletçilerle para-bisikleti mümkün olduğunca birbirine yaklaştırmak ve insanların bakışını değiştirmek. Aynı zamanda bizim de elit atletler olduğumuzu onlara göstermek.’’ 

Böyle düşünen yalnızca Metelka değil. Britanya’nın 12 altın, 8 gümüş ve 3 bronzla en fazla madalyaya sahip kadın paralimpik atleti olan Sarah Storey bu konuda UCI’yi eleştirmekten de kaçınmıyor. 38 yaşındaki para-bisikletçi Dünya şampiyonalarında UCI’nin engelsiz bisikletçilerin aksine engelli bisikletçilere para ödülü vermemesinden yakınıyor. Ancak sorun bunla da kalmıyor. Para ödüllerini tartışmadan önce para-bisikleti elit bisikletçilerin seviyesine entegre etmek gerektiğini belirten Shorey, şöyle devam ediyor,’’ Tüm para-sporlarda olduğu gibi para-bisiklette de  sponsorluklar ve ilgi eksikliği para ödülünü olumsuz etkiliyor, ama etik olarak en azından UCI’nin yarışlarında eğer bizi de elit atlet olarak göreceklerse, para ödülü olmalı.’’ Bir diğer sorunsa Dünya şampiyonalarının yapıldığı yerlerde ortaya çıkıyor. Örneğin 2015’te Dünya şampiyonası elit bisikletçiler için Ekim ayında Richmond’da düzenlenirken, engelli sporcular  İsviçre’de Temmuz ve Ağustos aylarında gökkuşağı mayo için sahne aldı. UCI’nin almış olduğu bu kararlarsa engeli bisikletçiler arasında tepkiyle karşılandı.

Her şeye rağmen Sarah Storey az sayıdaki şanslı para-bisikletçiden biri. Öyle ki pek çok meslektaşının aksine Sarah yalnızca federasyon ödenekleri ya da sponsorluklarla ayakta durmak zorunda değil. Sol eli anne karnında işlevini kaybetmiş olan Manchester doğumlu bisikletçi pro-conti kadın takımı Podium Ambition Pro’nun sözleşmeli bisikletçisi. Kulüp takımına sahip olmak ise para-bisikletçiler için nadir görülen bir durum. Sarah bununla da yetinmiyor. Hedefi 42 yaşında olacağı 2020 Tokyo Olimpiyatlarında engelsiz atletlere karşı yarışmak. 2005’te yüzmeden bisiklete geçişinden bu yana Sarah’nın antrenörlüğünü yapan Dr. Gary Brickley de Sarah’nın 2020’de Britanya’nın takım takip olimpiyat kadrosunda olması gerektiğini savunanlardan. ‘’Bugüne kadar ona yeterince şans verilmedi ama o bunu hakkediyor.’’ diyor Dr. Gary Brickley.

undefined

Yine de bu sporun gelişimi için UCI’nin atmış olduğu bazı pozitif adımlardan da söz edebiliriz. Bunlardan en yenisi ilk defa UCI çatısı altında düzenlenen modern Para-bisiklet saat rekoru. 45 yaşındaki İrlandalı Colin Lynch ilk rekor girişiminde bulunan sporcu olarak rekoru 1 saatte 43.133 km.’lik mesafeyle belirledi. Ancak bu rekorun uzun soluklu olmayacağı şimdiden konuşuluyor.

Yaptığı sporun ötesine geçmiş sporcular vardır. Roger Federer, Muhammed Ali ya da Ayrton Senna, bunlardan yalnızca bir kaçı. Para-bisiklet de adına onlarca makale yazılmış ve belgeseller çekilmiş bir spor kahramanına sahip. Bu belgesellerden biri şöyle başlıyor, ‘’ Merhaba, ben Alex Zanardi, en büyük iyimser.’’ Motor sporlarının en büyük sahnesi Formula1’de yarışmış, ardından CART’da bitime 13 tur kala yaptığı kazayla iki bacağını birden kaybetmiş bir iyimser Zanardi. Döndüğündeyse kendisi için üretilen özel araçla kalan 13 turu tamamlamayı da ihmal etmemiş bir iyimser.

4 paralimpik altını, sayısız Dünya şampiyonluğu, Floransa ve Roma maratonlarını tekerlekli sandalyeyle, New York maratonunu el bisikletiyle kazanmış bir savaşçı. Ama onun efsanesini yaratan kazandıkları değil. Başarıları bütünün yalnızca bir parçası. Onun efsanesini yaratan bütünse hayatı görme biçiminden geliyor. ‘’Eğer kazayı hiç yaşamamış olsaydım nerede olurdum bilmiyorum. Kim bilebilir belki iki bacağı olan bir adam olurdum, ama şu anki kadar mutlu değil.’’ 

Aynı belgesel şu cümlelerle bitiyor, ‘’Ben Alex Zanardi, 47 yaşından şanslı bir adam.’’ En büyük mağlubiyetlerini zafere dönüştürmeyi başarmış bu sporcular,  yaşadıklarını bir son değil başlangıç olarak görüyor. Ve pek çoğumuzun aksine bardağın dolu tarafına odaklanıyor. Tıpkı yeni hayatına başlamaya hazırlanan Mwengi gibi.

Bu yazı ERMAN ÖNER tarafından yazılmıştır.|12 Mart 2018