Cyclist Türkiye

MAHŞERİN DÖRTLÜSÜ

MAHŞERİN DÖRTLÜSÜ

Fotoğraflar: KEVIN FAINGNAERT

Arenberg Ormanları

Yarışın kahramanlarını yaratan ve onların hayallerini (ve kemiklerini) titreten Arenberg, belki de yarışın en ünlü 2.4km’si

 undefined

Bu kaba orman vahşiliğe yol verecekse, ya ben av olacağım, ya da senin için avlanacağım” Size Nasıl Geliyorsa 6. bölüm Orlando’dan Adam’a.

Arenberg Ormanı’nın adı bile Shakespeare vari bir çağrışıma yeter. Size Nasıl Geliyorsa’nın Arden Ormanı gibi, o size bir şey verirken karşılığında başka bir şey almaya hazır.

“Paris-Roubaix’yi orada kazanamazsınız, ama tam da orada kaybedebilirsiniz” diyor Mitchelton-Scott’tan Mat Hayman. Eğer bu sözlerin doğruluğuna emin olmasaydık, bu klişe sözlere asla yer vermezdik: Arenberg parkuru sadece yarışçıları değil aynı zamanda yarışçıların kariyerlerini de mahvedebilir. “Bu bölüm herkes için streslidir, sadece kayıpsız geçmeyi hedeflersin.”

Troueé d’Arenberg (Arenberg Çukuru) olarak da bilinen bu uzun ve düz parke taşlar 2.4km mesafeyi kaplıyor ve ormanın içinden geçiyor. Bir tarafta yan yana duran kalabalığı ayıran bariyer diğer yanda ıslak ve çamurlu çimler. Zalim parkurdan kaçış için imkan yok. Parke taşlar onları bisiklet üzerinde cambazlık yapmaya iterken düşmek kimse için hata sayılmayacak.

2016 Paris Roubaix şampiyonu Hayman, “Oraya doğru sürerken şunu düşünüyorsunuz: Bu saçmalık!” diyor. “Bisikletinizin her an dağılacağını hissediyorsunuz. Karbon fiberin bu darbeleri nasıl göğüslediğini kendinize izah edemiyorsunuz. Oraya giden herkes – bu sporla uğraşanlar – ne demek istediğimi anlıyordur.”

“Yarışın açık ara en kötü parke taşlı zemini ve eğer hava nemliyse yerlerin kaygan olacağından emin olabilirsiniz.”

Bu Roubaix’deki finişten neredeyse 100km önce görünebilir ancak bu çukura saplanıp ıskartaya çıkmamak için Hayman’ın tavsiyesi, yarışçıların mümkün olduğunca kendilerine açık bir yol sağlaması. Çünkü bir kazaya karıştığınızda bu sadece yarışa değil, tüm sezona mal olabilir hatta bütün bir kariyere.

Burada yaşanan iki berbat kaza, 1998 ve 2001 yılında sırasıyla Johan Museeuv ve Philippe Gaumont tarafından yaşanmıştı. Gaumont kalçasını kırmış, Museeuv’un ise diz kapağı parçalanmış ve kangren olma riskiyle neredeyse bacağından olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Ama geri dönmeyi başardı ve 1996’dan sonra 2000 yılında yeni bir zafer kazandı. 2002 de ise üçüncü kez şampiyon olacaktı.

“Gerçekten sinirleri bozan bir bölüm ve geride kaldığında gerçekten mutlu hissediyorsunuz” diyor Hayman. “Ama Arenberg’te hiçbir zaman kazanan yoktur.”

 

Mons-en-Pévèle

Belki diğer sektörler kadar acımasız bir şöhrete sahip değil ama o yarışın bütünü hakkında fikir verebilecek bir bölüm

 undefined

Eğer buraya kadar gelmeyi başardıysanız, Paris-Roubaix’de finali görebileceğinize inanabilirsiniz” diyor Mitchelton-Scott’tan Mat Hayman. “Ama halen gidecek yolunuz var.”

Hayman’ın unutmaması gereken şey ise: Finişten 50km önce gelen 3km’lik Mons-en-Pevele’nin parke yollarının, Avustralyalının 2016’daki zaferinde kilit rol oynarken, 2017 de ise unvanını kaptırmasında yine aynı kilit rolü üstlenmesiydi.

“Kaybettim. Geçen yıl orada gereken hamleyi yapamadım” diyerek itirafta bulunuyor. “Genellikle bu bölüm yarışın kırılma noktası dolayısıyla Mons-en-Pevele’yi lider grupta geçmek önemli yoksa kalabalığın içinde sıkışabilirsiniz.”

Hayman burada 2016 yılına vurgu yapıyor. Bu sektörü kendisi ile beraber geçen, Tom Boonen, Ian Stannard, Sep Vanmarcke ve Edvald Boasson Hagen ile daha sonra Roubaix’de de finişe birlikte gitmişlerdi.

“Bu bölüm diğerleri hakkında fikir edinebileceğiz bir sektör.”

Paris-Roubaix hakkında konuşanlar Arenberg Ormanı ve Carrefour de L’Arbe sektörlerini ağızlarından düşürmezken, 1978 yılında eklenen ve sonrasında düzenli olarak parkurda yer alan Mons-en-Pevele yarışın en belirleyici sektörü konumunda. Ama onun ismini hiç duyamamış olsanız da 2016 yılında yaşananları hatırladığınızda “tamam orası” diyeceğiniz bölüm. Hayman’ın en dişli rakiplerinden Cancellara’nın kayıp düşerek saf dışı kaldığı ve o an Dünya Şampiyonu Peter Sagan’ın İsviçrelinin yerde seken bisikletinin üzerinden sıçrayarak ayakta kalmayı başarıp hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ettiği yer.

undefined

Aynı zamanda 2006 yılında George Hincapie’nin gidonun kırıldığı (aslında alın borusu çatlamıştı ) yerdi. Yaşanan kaza ile köprücük kemiğinin de kırılması onu başına gelenlere anlam veremeden yol kenarında acı içinde bırakırken, yaşadığı acı ile döktüğü gözyaşları içinde 2005 yılında ikinci olarak tamamladığı yarışta o an daha iyi bir derece elde edemeyeceğinin verdiği hayal kırıklığı da vardı. Amerikalı sonrasında beş kere daha koşacağı bu yarışta toplam 17 kere şansını denemiş ama ikincilikten daha iyi bir sonuç elde edememişti hatta tüm Amerikalı atletler içinde en iyi dereceyi elde eden de o oldu.

Mons-en-Pevele’nin parke taşları arasında Cancellara için ise daha mutlu hatıralar saklı. 2010 yılında yaptığı atakla – ya da basitçe sürüp gittiği! – Björn Leukemans’ı öfke içinde bırakıp toplamda üç kez kazandığı Roubiax’de ikinci zaferine ulaşacaktı (2010’da Flanders-Roubaix dublesi ve 2013). Daha sonra 2016 yılında pro-pelotona veda ederek emekliye ayrıldı.

undefined

 

Carrefour de l’Arbre

O sadece taş bloklardan oluşmuş bir cehennem değil, Carrefour De L’Arbre’ın misyonu Roubaix’nin çılgınlını sembolize etmek

 undefined

Ağaç Kavşağı” ya da “Dört Yol” ama Fransızcası kulağa çok daha hoş geliyor değil mi? Bu aynı isim verilen ünlü Fransız süpermarketler zincirini bisikletle dolaşma fikrini getirmesin. Tıpkı Arenberg Ormanları gibi Carrefour de l’Arbre bitime sadece 15km kala yenmek ve yenilmek arasındaki yarışçıların yarışa lanet ederek tutunmaya çalıştıkları, sağ kalanların ise gücü biten veya saf dışı kalanları artık tamamen geride bırakacakları bölüm.

“Yarışın en bozuk zemini Carrefour’da” diyor 2004 yılında İsveçli Magnus Backstedt’in ardında ikinci olan Hollandalı Tristan Hoffman. “ Parke taşlar rezalet. Yolun ortası sağına ve soluna göre 30cm daha yüksek.” Şimdi Bahrain-Merida’da sportif direktör olan Backstedt, “Benim için takım aracını idare etmek bile zorken yarışçıları yıldırması kaçınılmaz. Eğer hala bacaklarda biraz güç varsa hamle yapmak için en iyi yer diyebilirim” diyor.

2004 yılında yarışın en güçlülerinin ortaya çıktığı bölüm Carrefour de l’Arbre olmuştu. Hoffman onları şöyle hatırlıyor: “Backstedt, Johan Museeuw, Fabian Cancellera, Roger Hammond, Roger Hoffman ve kısa bir süre sonra gruptan kopan George Hincapie.

“Start aldıktan hemen sonra o gün kumar oynamam gerektiğinin farkındaydım” diyor Hoffman. “Bu daha çok taktikti, açıkçası kafa rüzgarı ile önde mücadele etmenin zor olacağını biliyordum. Bu yüzden sakin kalmayı ve beklemeyi tercih ettim. Birden finişe yaklaştığımızı gördüm. Museeuw bitime 6km kala lastik patlattı ve işte o an bunun kariyerimde ilk kez Paris-Roubaix’yi kazandığım an olduğunu düşündüm… Ama kazanamadım!”

“O gün, Backstedt biraz daha güçlüydü ama biraz daha geriye baktığınızda benim Klasikler’de daha iyi bir geçmişe sahip olduğumu görürsünüz. Daha önce iki defa dördüncülüğüm vardı. Anıtsal yarışlara ismimi yazdırmam an meselesiydi. Ama o, o gün daha iyiydi ve ben ancak ikinci olabilmiştim. İşte hepsi bu.”

“Bitime sadece 15km kala Carrefour de l’Arbre, olmak veya olmamak arasında bulunduğunuz ya da bir başkasının zafere az bir farkla sahip olacağı yerdir” diye ekliyor 1999’da 10., 2002 ve 2005’te beşinci olmayı başarmış, Hoffman’ın eski takım arkadaşı Lars Michaelsen. O da şimdilerde Astana’da sportif direktör. “Carrefour de l’Arbre’da pave taşlar rastgele dizilmiştir ve her yıl bir öncekinden daha kötü hale gelirler.”

Zorluk derecesi olarak beş yıldızı alan Arenberg ve Mons-en-Pevele ile eş değerdir Carrefour de l’Arbre. Roubaix’nin üçüncü pave sektörü sürüşün en zorlaştığı ve taşların kemiklerle beraber sinirleri de alt üst ettiği bölümdür. Artık finişe çok yakınsınızdır ve yarış hatırlandığında en çok hikayeler buradan çıkacaktır.

Roubaix Velodromu

260km’lik cehennemden sonra, yoğun tezahürat altındaki bir buçuk tur, yarışçıları efsaneler ve diğerleri şeklinde ayıracaktır

 undefined

Champs-Elysees, Alpe d’Huez ve Mont Ventoux… hepsi de ikonik yerler, hepsinin de Fransa Turu ile bir bağı vardır.

Fransa Turu dışında kalan çok az nokta ikonik sayılabilir ve Fransa Turu’ndan altı yıl daha yaşlı olan Paris-Roubaix’nin finaline ev sahipliği yapan Roubaix Velodromu, o şöhrete en yakın yerdir.

Roubaix Velodromu aynı zamanda Andre Petrieux Velodromu olarak da bilinir. Bu ismi Roubaix’nin yerelleri olan baba-oğuldan alır. Onlar bölgede spor elçisi olarak hatırlanırlar. Nisan ayının bir Pazar günü dışında burası ıssız görünümlü, boş tribünler, boyası solmuş çizgiler ve eski duşluklardan ibarettir.

Ama bir kere helikopter sesi, lider grubun yaklaştığının habercisi olduğunda, bir kenarda unutulmaya yüz tutmuş Roubaix Velodromu üzerinden ölü toprağını atıp canlanmaya başlıyor. Birden velodromun içindeki dev ekrandan yayınlanan şey, seyircilerin gözlerinin önünde dönmeye başlıyor. Önde kaçan yarışçılar kutsal çizgilerin üzerinde finişe doğru ilerliyorlar.

Velodrom, 1943 yılından beri Paris-Roubaix’ye sahne oldu. Tabii yüzeyinin elden geçirilip yeniden yapıldığı 1986-1988 yılları arasındaki üç yılı saymazsak. Elbette Paris-Roubaix’nin yıldızı pave taşlı sektörler, velodrom ise her zaman zaferi kazananların tahtı olma onuruna sahip oldu. İster solo ister küçük bir grubun mücadelesi yaşansın, Kuzey Fransa’nın en kötü yollarında 260km mücadele edildikten sonra bir buçuk turluk velodrom sürüşü finişin protokolüdür.

undefined

Zaman farkı en az finiş 1990 yılında, Kanadalı Steve Bauer ve Belçikalı Eddy Planckaert arasında gerçekleşmişti. Planckaert bir santimetre farkla öndeydi.

Şimdilerde BMC’nin spor direktörü, zamanında İtalyan takımı MG Maglifico adına yarışan Fabio Baldato, “O velodrom benim için özel bir yer çünkü o parkuru ilk kez tamamladığım 1994 yılında ikinci olmayı başarmıştım” diyor. “Bu benim için harika bir duyguydu. İnanamıyordum. Çünkü ilk 100km’de soğuk, çamur ve kar altında kalmıştık. Sonrasında ise yağmur yağmaya başlamıştı. Kelimenin hakkını veren epik bir yarıştı.”

“Paris-Roubaix’yi 10’dan fazla kez bitirdim ama favori senem 2008’de neredeyse 40 yaşındayken koştuğum yarışım. 10. bitirmeyi başarmıştım. Hala en iyi yarışçılarla finişi görebilmekten heyecan duyuyordum. 1998’de Arenberg Orman’ında kötü bir kaza yapmıştım. Bir dönem bu yarıştan nefret ettim ve yarışmadım. Tekrar kendime güvenimi toplamak üç dört yılımı aldı ve geri döndüm. Roubaix’i o velodromda bitirmek bana harika anılar bıraktı.”

Bu yazı ELLIS BACON tarafından yazılmıştır.|15 Temmuz 2018