Cyclist Türkiye

BİR ZAMANLAR MILAN-SANREMO

BİR ZAMANLAR MILAN-SANREMO

Yılın ilk monumenti ve en uzun tek günlük yarışı La Primavera'nın tarhindeki satırbaşlarını sizler için derledik.

Yılın ilk anıtsal yarışı Milan-Sanremo’nun ortaya çıkışı Fransa turuna benzer bir düşünceye; La Gazzetta dello Sport’un sahiplernin gazetenin tirajını arttırmak için bir yarış organize etmesi fikrine dayanır. İlki 1907’de düzenlenen bu tek günlük klasiğin parkuru 1905 Giro di Lombardia şampiyonu İtalyan bisikletçi Giovanni Gerbi tarafından hazırlanır. Bugün hala takviminin en uzun tek günlük yarışı olan La Primavera’ya bu ünvan Gerbi’nin ortaya attığı 288kmlik rotanın bir mirasıdır.

288kmlik yarışın soğuk hava şartları altında 14 Nisan 1907’de pedallanan ilk edisyonunu ise bir Fransız, Lucien Petit Breton kazanır. İlk yerli şampiyon içinse İtalyanların, Luigi Ganna 'nın 1909'daki zaferine kadar beklemesi gerekecektir.

Homeros’un engellerle dolu seyahati gibi La Classica da tarih boyunca bisikletçiler için türlü zorluklar hazırlamıştır. Bunlardan en bilineni 1910 yılında Eugene Christophe'nin kazandığı Milan-Sanremo’ya aittir. Yoğun kar yağışı altında koşulan güne 63 bisikletçi başlarken, insan yiyen Tepegöz gibi the Passo del Turchino’ya ulaşan bisikletçilerden yalnızca  dördü bitiş çizgisinden geçebilir. Böylece kısa ve dik yokuşlar parkura eklenene kadar Mialn-Sanremo'nun en seçkin bölümü olarak the Passo de Turchino gösterilir.

La Primavera'nın Kahramanları

Milan-Sanremo bisiklet tarihine geçerken bunu en çok yarışın içinde doğan kahramanlık hikayelerine borçludur. Bu kahramanlardan biri de İtalyanların “Championissimo” diye çağırdıkları Costante Girardengo’dan başkası değildir. En iyi yılları Dünya Şavaşı nedeniyle elinden alınmış olan Girardengo, iki Giro şampiyonluğunun yanına sonuncusu 1928’de olmak üzere altı da Milan-Sanremo zaferi sığdırmış ve İtalyanların Coppi-Bartali dönemi öncesi gözbebeği olmuştur.

Savaşlar Girardengo’nun kariyerine olduğu kadar yarışın tarihine de darbeler vurur. Bu yıl 114.sü düzenlenecek tek günlük klasiğin 1916,1944 ve 1945 edisyonları I. ve II.Dünya Savaşları nedeniyle koşulamaz. II.Dünya savaşının hemen öncesinde yapılan LaPrimavera’yı ise ileriki yıllarda kendi adını taşıyacak bir bisiklet markası yaratacak olan Cino Civelli kazanır.

Savaş sonrası yapılan ilk yarışın galibiyse bir efsane, Fausto Coppi’dir. II.Dünya Savaşı zamanı esir kampında geçen yıllarının intikamını döndüğünde bisikletine daha sıkı sarılarak alan Coppi, 1946 yılındaki Milan-Sanremo'yu en yakın rakibi Fransız Lucien Teisseire’nin 14 dakika önünde kazanmayı başamıştır.

Ancak ilerleyen yıllarla birilikte öncülüğünü Fausto Coppi ve Gino Bartali’nin çektiği İtalyan dominasyonu yerini "Belçika dönemi" olarak adlandırılan bir sprinterler dönemine bırakır. Belçikalı sprinterler Rik Van Steenbergen, Germain Derycke, Fred De Bruyne ve Rik Van Looy bu dönemde Coppi ve Bartali’nin önünde mutlu sona ulaşan Belçikalı bisikletçiler olurken, İtalyanlar şeytanın bacağını ancak ünlü Molteni takımının İtalyan bisikletçisi Michele Dancelli'nin 1970'deki zaferiyle kırar.

Poggio'lu Yıllar

Tek günlük yarışlarla özdeşleşmiş yokuşlar vardır; Amstel Gold Race’nin Cauberg’i ya da Rhonde’nin Oude Kwaremont’u gibi... Takvim yaprakları 1960 gösterdiğinde Milan-Sanremo'nun karekteristiğine dönüşecek Poggio yokuşu ilk defa yarış rotasına eklenir. Bu ikonik yokuş 20 yaşında Peugeut mayosuyla Edyy Merkcx’e de tanıklık eder, Francesco Moser'in 1984'te Poggio'nun zirvesinde galibiyeti getiren atağına da...

300kmye yaklaşan uzunluğuyla Milan-Sanremo, Homeros'un ünlü destanı Truva'dan ülkesine dönmeye çalışan  İthaka kralı Odysseus'u hatırlatır bizlere. Ancak bir farkla; destanda olaylar hayal ürününe dayanır, Milan-Sanremo'da yaşananlarsa tamamıyla gerçek.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı ERMAN ÖNER tarafından yazılmıştır.|18 Mart 2017