Cyclist Türkiye

Bir Sayının Ardından

BİR SAYININ ARDINDAN

-        Burçak Erbil’in fotoğrafları hazır mı?

-        Hayır, daha gelmedi.

-        Çeviri konularımızda eksik var mı?

-        Bir tanesinde 3 cümle dışarda kaldı. İçerden kısaltma yapmalı.

-        Etkinlik takvimi bitti mi?

-        Bitmek üzere. Son bir iki tane daha ekliyorum.

-        Reklam sayfalarımız ne durumda?

-        Hepsi doldu ama görselleri elimize ulaşmayanlar var.

-        İncelenecek ürünler ne durumda?

-        Fotoğrafları çekildi, yazıları yazılacak.

Dergi yapıyor olmak hem kolay hem de zor. İşin kolay olan kısımları, içeriğin bize bağlı olan kısımlarından oluşuyor. Gelen çevirileri düzenlemek, kendi konularımızı oturtmak ve diğer tasarıma yönelik işlerle beraber dergi hemen hemen tamamlanıyor. Ancak, yazarlardan gelecek konular ve yazılar işleri biraz değiştiriyor. Geliş zamanları, içerikteki düzenlemeler, uygun görsel bulunması derken süreç uzuyor. Aynı şekilde reklam veren firmaların reklam sayfalarının elimize geç ulaşması da bize strese sokuyor. Sonra da yumurta kapıya dayanıyor ve kendimizi hafta sonu sabah erken saatlerde dergi ofisinde buluyoruz.

Bu yazının yazıldığı tarih, bizim nefes alabildiğimiz tarih aralığına denk geliyor. Dergimiz basıma gitmiş olduğu için bir yere acilen yetişmesi gereken bir işimiz olmuyor. Bir sonraki ayın konularını gözden geçiriyor ve gelecek ayın sayfa planları nasıl olur diye düşünüyoruz. Bir de elbette bisiklet sürüyoruz. Kafamızda bu defa hangi konunun kaçıncı sayfada hangi görselle olduğu değil, kış ayından bize kalan formsuzluğun sebep olduğu yüksek nabız değerlerimizi nasıl düşüreceğimiz var. İncelememiz için gönderilecek ürünleri kullanıyor, test edilecek bisiklet için en uygun parkuru belirliyoruz. Kısacası, işin birazcık da keyfini sürebilelim; eşyanın doğası gereği bisiklet dergisini bisiklet üzerindeyken de yapabilelim diye çabalıyoruz.

Sayfalarını heves ve merakla çevirdiğiniz dergimiz için ara sıra uykusuz kalıyor, gün içinde yemeklerimizi hızlı hızlı yiyor ve bazen de kendi sosyal hayatlarımıza ayırdığımız vakitten ödün veriyoruz. Ancak, bir işi gönülden yapmak, onun için yapılan fedakarlıkları daha da anlamlı kılıyor. Durum böyle olunca, günün sonunda ortaya çıkan o somut mutluluğu; Cyclist Türkiye’yi elimize aldığımızda tüm yorgunluğumuzu unutmuş oluyoruz ve pedalları bir sonraki ay için çevirmeye başlıyoruz.

Bu yazı GÖKHAN KUTLUER tarafından yazılmıştır.|26 Mart 2015