Cyclist Türkiye

RITTE ACE

RITTE ACE

Cyclist’te ilk Ritte modelini incelediğimizde oldukça beğenmiştik. Cyclist ofisinde bisikletin kutusunu açarken, balonlu naylonu sıyırırken bir şaşkınlık rüzgarı hakim olmuştu. İnsanlar kadroyu parmaklarıyla gösteriyordu. Galiba ağlayanlar bile vardı. Sanki yüz yıldır gördüğümüz simsiyah kadrolardan sonra, detaylarını saklamaktan çekinmeyen, göz alıcı Ritte Vlaanderen ofisimizdeydi.

Marka kurucusu Spencer Canon’a göre Ritte, Los Angeles’da ‘bazı bisikletçi ve yarışçıların ukala tavırlarına’ karşı olarak yaratılmış bir firmaydı. Canon o kadro için “Biz yüksek teknoloji savaşına katılmayı, gösteriş yapmayı umursamıyoruz. Bu nedenle de bu boya dizaynı ile kendimizi diğerlerinden soyutlamaya çalıştık” demişti, ve bu dediklerini mavi, gri ve beyaz üniformalı Vlaanderen ile kesinlikle başarmışlardı.

Bu bisikletin çıkmasının üstünden yalnızca bir sene geçmesine rağmen, Ritte yeni bir üst model ile yeniden karşımıza geldi, Ace. Vlaanderen gibi çok utangaç bir görüntüsü olmasa da Ace, diğer bisikletler gibi gösteriş meraklısı olmaktan çok da uzak.

undefined

Sayıların oyunu

Bisiklet geometrisi son yıllarda çokça değişti, doğru yöne doğru. Daha uzun alt borular ve çeki boruları, daha uzun maşa offsetileri, uzun alın boruları ve daha yüksek sele borusu açısı ile bisikletler, firmaların ‘gün boyu binilecek bisiklet’ dedikleri daha stabil ve daha rahat bir sürüş deneyimi yaşatan modellere evrildiler. Şöyle ki, daha uzun teker açıklığına sahip bir bisiklet çok daha stabil bir sürüş karakteristiği (0mm teker açıklığına sahip tek tekerli bisikletlerin ne kadar dengesiz olduğunu düşünün) ve pek çok bisikletçinin çok daha uzun süre sürdürebileceği rahat bir sürüş pozisyonu sağlıyor. Bunun aksine daha kısa alt borulu ve çeki borulu, daha az fork offsetli, iri alın borulu ve daha dik açılara sahip bir kadro ‘yarış kadrosu’ olarak isimlendirilirken, teker açıklığı kısa olan bu bisikletler çok daha atik bir sürüş sağlıyor.  Fakat uzun saatler koruması zor daha agresif bir sürüş pozisyonuna neden oluyor. Peki Ace, bu iki farklı tür arasında nerede yer alıyor?

56.5cm efektif üst borusu olan bu kadro, bu boy için kısa sayılacak 155mm alın borusu ile geliyor. Eğer bu bir endurance kadro olsaydı, bir 20mm daha alın borusu olmasını beklerdim. Teker açıklığı ise diğer bütün ölçümler gibi gayet standart, 995,7mm. Bunların sonucunda Ace oldukça yüksek hızlara çıkıldığında ön görülür bir atikliğin yanında agresif bir sürüş pozisyonu sunuyor. Yavaş hızlarda gidon hareketlerine çok hızlı cevap veren kadro, hızlandıkça daha yumuşak ve ağır tepkiler vermeye başlıyor. Öyle ki, virajlarda acemice verilen çok sert tepkiler bile Ace’i yoldan çıkarmaya yetmedi ki, farklı bir kadro olsaydı sanırım vasiyetimi henüz yazmadığım için üzülürdüm. Öyle olsa da bir fakat var, büyük bir fakat.

 

Ham anlaşma

Paralel evrenlerin varlığının doğru olduğunu varsayarsak, bisikletçilerin arabasız yollarda sürdüğü, lastiklerinin hiç patlamadığı, yağmur ve rüzgar gibi hava olaylarının yasak olduğu ve en önemlisi, birkaç ufak hata dışında yolların cam gibi pürüzsüz olduğu ütopik bir dünyanın varlığından söz edebiliriz. Böyle bir dünyada Ace kral olurdu. Test sırasında arabalar beni sıkıştırdığı için, yağmura yakalandığımdan ya da arka arkaya birkaç lastik patlağı yaşadığımdan demiyorum bunları. Yollarımız cam kadar pürüzsüz olduğu için diyorum. Ace, çok sert bir kadro.

undefined

Yatay düzlemde sert bir kadro, pedal çevirirken üretilen gücün doğru iletilmesinde oldukça yararlıdır. Buna rağmen bütün bisiklet kadrosunun her yönde esnemez olmasını istemezsiniz ki, Ace test boyunca pek çok sefer öyleymiş gibi hissettirdi. Yolların dümdüz olduğu, yeni asfaltlanan yerlerde adeta bir rüya gibi süzülüyordu. Kadronun yol hissini çok iyi iletmesi nedeniyle virajlarda düzensiz ama yine de pürüzsüz dönüyordu. En sert dönüşlerde bile bisikletin arkasının önünü takip etmesini sağlamak için ekstra çaba harcamam gerekmedi, ve iri alt boru ve çeki boruları sayesinde pedallara aktardığım her damla gücün arka tekere iletildiğini hissedebiliyordum. Kısacası, performans olarak canavar gibi bir kadro. Fakat zemin bozulmaya başladığı anda kadronun üzerinde canavar gibi savaşmaya başlıyorsunuz.

En yeni asfaltlarda bile karşılaştığımız yol uğultusu, Easton’un EC70 modeli karbon gidon, boğaz ve Ritte marka karbon sele borusu ile gayet iyi seviyede sönümleniyordu. Fakat yol bu uğultunun ötesinde bozulmaya başladığı anda Ritte kadrosu boyunca ilettiği darbeler nedeni ile yolda gezinmeye başladı.

Rahatlık tabi ki göreceli bir kavram, tıpkı acı çekmek gibi (Geraint Thomas’ın çarptığı telgraf direğine sorun), fakat benim limitlerime göre Ace sınırları oldukça zorluyor. Kısa sert sürüşler için çok eğlenceli olan bu kadro, önüne biraz daha uzun ve zorlu bir parkur çıktığında oldukça rahatsız hale geliyor.

undefined

Sonuç olarak, Ritte Ace hakkında karar vermek oldukça zor oldu. Sürüşü de tıpkı dış görünüşü gibi (bu arada bu boyaya en çok kauçuk rengi yanağı olan lastikler yakışıyor). Sert bir karakteri var ve özür dilemek gibi bir derdi yok. Buna rağmen kalabalığın içinde kaybolmaya da niyeti yok.

Bunun dışınca Ace tıpkı Ritte’nin onun tanıttığı gibi bir bisiklet, bir yarış bisikleti, ve bir yarış bisikleti olarak da rahat olmak gibi bir derdi yok. Fakat hepimiz yarışçı değiliz ve yarışanlarımız bile sürekli yarış koşmuyor ve bu yarışlar için maaş almıyor. Benim gibi normal bir bisikletçinin günlük kullanım stiline göre Ace oldukça rahatsız kalıyor. Fakat eğer o Ütopya’da yaşıyor olsaydım şimdiye %0 faiz ile işleyen limitsiz kredi kartıma davranmıştım.

Bu yazı JAMES SPENDER tarafından yazılmıştır.|09 Mart 2017