Cyclist Türkiye

Eddy Merckx San Remo 76

EDDY MERCKX SAN REMO 76

Bu yazıda Eddy Merckx’in bütün başarılarını tekrar anmamıza yetecek kadar yer yok. Dolayısıyla onun tüm zamanların en iyi bisikletçisi olduğunu baştan kabul edelim. Adını taşıyan bisiklet markası da, eski bir şampiyona nostaljik bir selam göndermenin çok ötesinde bisikletler üretebildiğini zaman içinde kanıtladı.  World Tour düzeyindeki rakiplerine meydan okuyan ve sınıfının en iyisi EMX-525’ten sonra, orta sınıftaki San Remo 76’nın nasıl olduğunu görmek için sabırsızlanıyorduk. San Remo 76, Eddy Merckx’in 300 kilometrelik zorlu Bahar Klasiği Milano-San Remo’da kazandığı yedi zaferden sonuncusuna ithaf edilmiş ama adının aksine bir uzun-mesafe dayanıklılık bisikleti değil. Merckx’in iddiasına göre, San Remo, yarış odaklı bir hız makinesi. Kendini EMX-525 modelinin daha erişilebilir bir versiyonu olarak konumlandırıyor ve en önemli özelliğinden, yani koşulsuz süratten asla ödün vermiyor. 

undefined

Merckx ve makine Eddy Merckx, 1978 yılında profesyonel yarışçılığı bıraktığında, bundan sonrası için bisiklet üretimini aklına koyduğu söyleniyordu ve öyle de oldu. Markası 1980’den beri Jan Ulrich, Tom Boonen hatta gençliğinde Lance Armstrong gibi bisikletçilerin tercihi olarak profesyonel pelotonda zaman zaman kendini gösterdi. Merckx, markanın gelişimiyle kişisel olarak ilgilendi ve 2008 yılına kadar CEO olarak görev yaptı. Daha sonra biraz daha arka planda bir pozisyona çekilse de tasarım ve deneme aşamalarındaki etkisini sürdürüyor. Merckx’in saldırganlığıyla ünlü sürüş stili düşünüldüğünde, bu yeni kadroya kendi gücünden bir şeyler katmış olduğuna inanmamak mümkün değil. Eddy Merckx Cycles araştırma ve geliştirme bölümü başkanı Rolf Singenberger, “San Remo’nun geometrisini tamamen yarışa odaklanarak oluşturduk; agresif gövde uzunluğunun nedeni bu.”

undefined

Deneme sürüşü yaptığım 56 santimlik bisikletin üst borusu gerçekten de 576 milimetre boyunda, yani aynı büyüklükteki diğer bisikletlerden fark edilir derecede uzundu ve 160 milimetrelik alın borusuyla birlikte sürücüye uzun ve alçak bir oturuş pozisyonu veriyordu. Bu yaklaşım hoşuma gitti çünkü ben de bu pozisyonda yarışmaya meyilliyim ama uzun mesafeleri daha konforlu kat etmek için daha rahat, dik bir pozisyonu tercih edenlere pek uygun olmayabilir. Bu, eğlencelik bir sportif bisiklet değil. Bisikletin temel tasarım felsefesinin merkezinde bu agresif geometri yatıyor. Henüz rüzgar tünelinde analizi yapılmamış olsa da, Singenberger, geometri kullanarak sürücüyü daha saldırgan bir oturuş pozisyonuna sokmanın, aerodinamiği şekil verilmiş borulardan daha fazla geliştirdiğini söylüyor. “Biz mükemmel bir sürüş pozisyonunun aerodinamik performansı etkileyen tartışmasız en önemli faktör olduğuna inanıyoruz.” diyor. Bir yarış kadrosu söz konusu olduğunda, havayı yarıp gidebilmek işin sadece yarısı. 

undefined

Ağır meseleler San Remo yapısal anlamda basit bir performans ödünü vermiş. Yani, esnemezliği çok yüksek olmasına karşın, oldukça ağır bir bisiklet halini almış. Kadronun 1122 gram geldiği söyleniyor ama benim test ettiğim kadarıyla, 56 boy bisiklet sanki daha ağırdı. Bisikletin tamamı 7.7 kilodan biraz hafif geliyor. Bu fiyat aralığı için oldukça ağır. Bu noktadan sonra, esnemezliği ve performansıyla bisikletin bana ağırlık dezavantajını tamamen unutturduğunu söylemeliyim. Gerçi, San Remo’yu ilk kez sürdükten sonra böyle dememiştim. O ilk deneme sürüşü sırasında, ıslak bir köşede bisiklet altımdan kayıp gitti. Büyük ölçüde sürücü hatasıydı tabii ama görece olarak ekonomik ekonomik antrenman lastikleri ve alışılmadık geometrinin de rolü olmuştu. Yırtılan taytımdan ve kırılan gururumdan başka hasar yoktu ama ileri doğru uzanır pozisyonda bisiklet sürmeye alışmak için çalışmak gerektiği açıktı. Bisikletin bu ufak kazadan sorumlu olmadığını kafamda bir kez netleştirdikten sonra onunla barıştım ve farklı bir gözle bakmaya başladım.

undefined

Agresif geometri, başlangıçta biraz ürkütücü ama bu alçak pozisyona bir kez uyum sağlayınca Merckx de kendisini buluyor. Yarışçı ve sizinle uyumlu bir performans sunuyor. Başlangıçtaki ufak kazaya rağmen bisikletin en hoşa giden özelliklerinden biri de güvenli bir sürüş sağlaması. Ağır girilen keskin dönemeçlerde de, yokuş aşağı hızlı inişlerde de istikrarını koruyor. Ağırlık meselesi, uzun tırmanışlarda biraz sorun oluyor ama ne de olsa bu Belçika tarzı yarışlar için geliştirilmiş Belçikalı bir bisiklet. Yani, düz, hızlı ve öfkeli. Bütün yarışçı iddiasına rağmen, San Remo birkaç sürüşten sonra hız ve uyumluluk bakımından yetersiz göründü. Sebebini anlamak için farklı lastikler ve tekerlekler denedim. Bisikletle gelen standart Fulcrum 5 tekerlekler antrenman için mükemmel ama bisikletin hızlı, kavgacı kişiliğine uyum sağladıkları söylenemez. Vittoria Rubino Pro lastikler ise benzer şekilde dayanıklı antrenman lastikleri olarak bilinir ve yarış lastiklerinin verdiği akıcı ve uyumlu hissi vermezler. Böyle düşünerek, tekerlekleri bir çift pahalı, aerodinamik tekerlekle değiştirdim. Zipp’in yeni Friestrike 404’lerinden ve Zipp Tangente lastiklerinden taktım ve ilgi çekici sonuçlar aldım. Yeni tekerlek ve esnemez kadro kombinasyonu, bisikletin sürücüye çok daha hızlı ve kararlı bir şekilde cevap vermesini ve yoldan daha detaylı geribildirim almasını sağladı.

undefined

San Remo’nun piyasadaki en iyi lastiklerle donatılınca uçmaya başlaması Merckx’in muhteşem bir yarış kadrosu tasarladığını ispatlıyor ama aynı zamanda bisikletin hakkını vermek istiyorsanız muhtemelen lastikleri değiştirmeniz gerektiğini de gösteriyor. Yeni Zipp lastikleriyle bile bu bisiklet hafif bir tırmanış aracı değil ve çabucak hızlanamıyor ama bir kez hızını aldı mı sürat sınırlarını sonuna kadar zorlamanız için neredeyse yalvarıyor. Kendime kılavuz aldığım düzenli sprintlerimden birinde, arkamdan esen yumuşak rüzgarın da yardımıyla saatte 60 kilometrenin üzerine çıktım ki daha önce düz arazide tek başıma bisiklet sürerken hiç bu kadar hızlanmamıştım. Sürüş kalitesi söz konusu olduğunda, San Remo yarış odaklı tanıtım bülteninin hakkını veriyor. Daha engebeli arazilerde sele üzerinde bir sarsıntı hissediliyor ama yolla bağını bu kadar iyi kurabilen bir bisiklet için bu gözden çıkartılabilir bir bedel. Bu aynı zamanda San Remo’nun gün boyu bisiklet sürenleri veya matara kutularının ağırlığını kafaya takanları hedeflemediğini de gösteriyor. Bu bisiklet, safkan bir yarışçı ve bu taviz vermeyen tavrı alışılmışın dışında olsa da, Merckx, World Tour yıldızları arasında yerini alabilecek bir bisiklet geliştirmiş. 

Bu yazı PETER STUART tarafından yazılmıştır.|12 Ekim 2015